12 Ara 2013

Bruder

  Zamanında Ordu'dayken bir oyuncakçı vardı. koymuş adamcağız tırları , çöp kamyonlarını vs dışarı gelen giden çocuk oynuyordu. borakuş öyle sahiplenmiştiki orayı hafta sonları 2 saat yol gidip oyuncakçının önünde saatlerce vakit geçiriyorduk. beyimiz durup durup Ordu'yu dillendiriyordu geldiğimizden beri...


 
   Sonra bir tekerleği olmayan kepçe arzusu başladı. bunun için kumbaralarda para biriktirdi , hayaller kurdu durdu. veeee Özlem teyzesi dayanamayıp aldı.


 
  Doğum gününde dedeleri tır hediye ettiler sonra.Bizim oğlan durmadı kutunun üzünden çeşit beğenip sipariş vermelere başladı.Efendim kepçe tağıyan tırmış. ne hayallaer kurdu neler. Ananesi soruyo mutlumusun diye , yok efendim tırı gelince mutlu olacakmış. Bu sabah uyanmış anne tırım bugün gelirmiymiş. insan dayanamıyor valla. yine seneryoda Özlem teyzemiz var. dayanamadı aldı zavalım.


 
  Yeni koleksiyonumuz Bruder makineleri ve legolar. Her defasında bu son oyuncak diyorum. yine istiyor ve kısmetine birileride alıyor işte. ama artık eve sığmıyoruz. bir o kadarda kaldırdım ama neredeyse bir kreşe yetecek oyuncak var. And içerim bir daha oyuncak almamaya.




Taze Kitaplar VaRR

















                                         Mavi Bulut, Kendim Yapabilirim serisinden.....


                                                               *****************

                                                             


Kidz'ten Kalebozan Karlo 

*************





Yky 'den Piraye'nin Bir Günü ; Yeni Komşumuz Komo veee Mantovanın Cüceleri


****************


























                                                   İş Kültür Dünyayı Öğreniyorum serisinden
                 









üşen-geç

  başlıktaki kişi benim. mailler geliyor bloğu ihmal ettiğime dair. şehir hayatı pek yorucu arkadaş, değil blog yazmak bir satır bişey okuduğum yok. zaman bulamamakta değil tam anlamıyla dedim ya üşengeçim bu aralar.
  yine anladımki sorunlar mekanlarda sınırlı değil. oranın suyu yoluysa buranın başka bişeyi. alışkanlıkları değiştirmek zorlaşıyor artık. bunun için yeni kararlar aldım kendime. Yok pazartesi rejimleri gibi değil , ciddi ciddi....
  yeniden merhaba , merhaba yeni hayat , merhaba borakusu :)

1 Ara 2013

Hata

  Eline almış legoyu tüküre tüküre güya silah sesi çıkarıyor. Hayretle o ne annecim diye soruyorum. Adını bilmiyor tabi o anda *hata * diye uyduruyor. Hata ne işe yayar peki diyorum. Insanların evini yıkar diyor. aaa yazık değilmi insanlar üzülür diyorum. İnşaatçılar gelir yeni ev yaparlar , ama para kazanırlarsa diyor! O andan beridir düşünüyorum işte. Silahı hiç görmeyen TV'de bile bilmeyen çocuk öğreniyor önüne geçemeden. *Hata* olduğunu bile bile legodan silah yapıyor ,sesini bile biliyor. Üstelik kreşte arkadaşıyla askercilik oynuyor. 3 yaşındaki çocuk = askercilik!
  Yadırgasamda ilk başta öyle alıştığımız her teneffüste bütün çocukların saklanıpta birbirlerini vurmaya çalıştıkları geliyor aklıma. Ağızlarda sesi ellerde bir silah hareketi vur - kaç , öl - öldür. Ne kadarı normal ne kadarı sıradan ?  Denetimli ve sıradan aile muhabbetiyle karşılaştırma yapmayacağım. Zaman günde yalnızca 4 saat görebildiğim oğlumun herşeyinden haberdar olmaya çalışıp önlem alma zamanı. Asıl şimdi başlıyor. #direnakranöğrenmesi

19 Eki 2013

bayram çiçeği

  kuş bayrama  3 gün kala kreşteki 3 arkadaşıyla beraber su çiçeği oldu. kreşe almaya gittik öğretmeni panikle çiçek müjdesini verdi. hemen doktora gittik aşılı olduğundan hafif atltacağını söyledi. krem ve şurup verdi. gerçektende birkaç döküntüyle atlattı boracık. valla bazıları karşı ya bağışıklık kazansın diye , yemişim bağışıklığı ne diye eziyet çektircem çocuğa. diğer arkadaşları baya zor atlattı yazık.şimdi turp gibi. krem ve ilacıda hiç kullanmadı. yalnz bi karmaşa varki bizim gittiğimiz doktor krem verdi ve sık sık duş aldırın rahatlasın dedi , arkadaşın gittiği doktor krem yasaklandı kesinlikle su değdirmeyin demiş. bu nası iş arkadaş insan ne yapacağını şaşırıyo valla. neyse böylece ilk bulaşıcı hastalığı atlattı tosunum. gerisi şifa derdindeki tüm çocuklara....

 

5 Eki 2013

Borakuş 34 Aylık

  Efendim tam olaran 2 yıl 10 aylık olan paşazademizin gelişim notlarını paylaşmaktayız yine.Daha neyi gelişecek , ne yapacakki derken bir bakıyorum hooop yeni bişey daha! Akılda tutması işte zor olan benim gibi unutkan biri için. İşte bu ay Bora :

  *Okula karşı daha ılımlı artık. Çok şeyden rahatsız oluyor. Yok çocuklar yaramazmış, yok gürültü yapıyorlarmış, yok yemekci abla terliklerinizi çıkarmayın atarım demiş,.....Herşeyi üzerine alınıyor.Hep doğru olmaya çalışıyor. buda çocukluğuyla çelişmesine sebep oluyor tabi. sonrası mutsuzluk sanırım. açılmıyor çocuk işte aşmıyor kendini. Üzülüyormuyum? tabiki EVET! ama gaz vermekten başka yapacak bişeyimiz yok. kendi aşacak. Bildiklerini söylemiyor örneğin. İngilizce dersinde öğretmeninin öğrettiği kelimeleri biliyor ama söylemiyor. hep bi temkinli olma çabasında. tüm çocuklar dans ederken benimki oturuyormuş , bakıyormuş sayı azalıyor o zaman çıkıyormuş sahneye. eee ya çocuğuma çarparlarza zıplarken :)anlatıyor bide bana :

  -Anne bugün okulda arkadaşlarım dans etti.
  -Sende ettin mi oğlum?
  -Hayır ben onları izledim , çok komikti! gibi gibi....

  Evet şikayetleri var ama çocuklara karşı önyargısından hep. onun dışında okulunu öğretmenlerini çok seviyor. bana evde öğretmenim dediği bile oluyor. çok şanslıyız okul ve öğretmen konusunda. güvenimiz okula tam amma Bora işte huylu Bora.Zamanla gelişecek ama. Örneğin başta tuvalete gitmeyi reddediyordu şimdi gidiyor. Alev hanımın da dediği gibi öğretmene güvendiği an sorun bitti. gerçi bizimki yardımcı öğretmene daha çok güvenmiş nedense. onu parmağında daha iyi oynatıyor tabi :) ona kendini taşıtıyormuş , onunla uyumak istiyormuş , oyuna illa onuda çağrıyormuş. sağolsun öğretmeni bu duruma el koydu ve bu sayede çocuklara daha çabuk kaynaştı.

    ha birde borakuşuna öğlen uykusu yetmiyor. 14 te yatıp 15:30 da uyanıyorlar. benimki alışkın tabi kalkacak yatakta bir o yana bir bu yana dönecek. geri uyuyacak , uyanacak keyif yapacak . okulda kalk giyin kahvaltıya in uymadı tabi kuşa . almaya gittiğimde hep bi surat bir yorgun . dersin işkenceden çıkmış. bu durumda yatışı 22 den 21:30 a aldık. bu hafta enerji dolu koşturarak geldi yanımıza...

  *Kuş tabiki kreş hastalığına yakalandı. önce ilaçsız nesiz kendi yöntemlerimle atlattı sandıkki iki gündür ateş öksürük o biçim. sonunda doktor yoluna düşüp ilaç tedavisine başladık. şanslıyızki Alev hanımın bir arkadaşı imiş gittiğimiz doktor. bu konuda böylece halloldu...

  *Bu ayın en belirgin fiziksel aktivitesi zıplamak. kuşum iki ayağını kaldırarak zıp zıp zıplıyor. çok seviyor bide hoplayıp zıplamayı.

  *Yürümek tarih oldu neredeyse sürekli koşuyor. bunu tercih ediyoruz tabi. malum Bora çok ağır bi çocuk yürüdüğü zaman kağnıdan farkı olmuyor.

  *Bir kendimdir gidiyor. kendim yapcam, kendim etcem,kendim çıkcam, kendim incem...hele bi müdehale et. herşeyi sil baştan yine kendi yapıp zamandan kaybettiriyor. bu mevzu kıyafet konusunda yok tabiki. ayakkabılarını çıkarıyor diğerlerinede ödül koyarsak bi minnet yapıyor. ama sadece alta çalışıyor çorap , eşofman kilot falan.

  * En komik gelişme gece sayıklamaları. bir bağrıp çağırıyorki sormayın gitsin. delikanlım gündüz yapamadıklarının acısını gece çıkarıyor.bazen bağırıyor anne anneee diye bi ağırlıkla kalkamıyorum bazen. gelip tepemden atlayıp aramıza sığışıyor.

  * geçen sabah uyandı ve tabi tuvaletteyiz (genelde o tuvaletteyken ya kitap istiyor yada birimizi seçip sohbet ediyor ) :

  -anneee rüyamda ev gördüm , değişik bi ev. duvarları pembe ve içinde gerçek balonlar var.

  rüya görmeye başlamıştı biliyorumda ilk kez anlattı sıpa.

  *bana iyice yapışmaya başladı. özlüyor ondanmı bilmem ama resmen tepemde . evde hiç iş falan yapamıyorum zaten sevmiyorumda bu aralar işime geliyor.

  * almalar vermeler çoğaldı. muratın ayakkabısı emirin arabası derkenn bizimki her okul çıkışı bir ricada bulunuyor. dengede tutup bi alıp bi almıyoruz ama insanın içi gidiyor. kanmıyor bide eskisi gibi büyüdü yaa !

  -annee 5 dk (parmaklar 5 halinde ) ıpadle oynıcam biticek , söz annee!
 *Artık olumsuz istekler zamanla sınırlandırılarak mantıklı hale getiriliyor.akıllandıda bizi kandırıyor.

  *uzun zamandır aldığımızı verdiğimiz yazmıyorum. çünki araba , kitap ve legodan başka bişey almıyoruz. araba ve legoları es geçeyim ama son zamanda alığımız kitaplar şöyle efenim :



iş-kültürün en sevmediğim kitabı.hikaye güzel ama kapkaçcının saldırısına uğrayan şarkıcı falan gibi şiddet unsuru varki adam hastanelik oluyor.

i
yine iş-kültürün çok eğlenceli minik balığı...



kidz in mavi serisi. bir tane daha var ama o henüz boraya uygun değil.ama kidz yayınları çok ayrı benim için.









 yky ve Feridun Oral.bizim vazgeçilmezlerimizden.
















yky den kedi hastası boranın günde 5 kere okutup ezberlediği ve çok sevdiği piti , pati ve pusun çok eğlenceli dostluk hikayesi















ilk can yayınları kitabımız.beğendi,ezberledi...










  *buralarda çiçek ve hepatit A uyarısı yapıldı.bizim ilk dozlarını özelde yaptırdığımız aşıları artık bakanlık yapıyormuş. hepatit A'nın ikinci dozu yapılacak haftaya. çiçek ise tek dozmuş , unutmuşum.

  *şarkılar tekrar girdi hayatımıza. okulun etkisi var sanırım. çok eğleniyor söylerken. üç küçük şişeee sallanıyorrr....diye diye dolanıyor.ıpadten gülçin öğretmeni açıp şarkı dinliyoruz birde..

  *Bir dans ediyorki çocuğum o biçim. yalnız yabancı müzikleri tercih ediyor nedense. Türk işine ayağı gitmiyor enteresan. tot sallanıyor bir o yana bir bu yana.

  *şimdilerde heyecanla bayramı bekliyor.anneee bugün bayrammıı diye başlıyor bazen güne. çünkü fatması gelecek. hiçbir daveti kabul etmiyor. hayır gelemeyiz bayramda fatma gelecek diye reddediyor.

 *nihayet poz verebiliyor artık. kımıldanır dururdu önceden. şimdi şöyle dur fotoğrafını çekeyim diyorum , kısa bir süre dayanıyor işte.

  *seyir defteri bir hayli kabarmaya başladı.çizgi film , klip , müzik derken ilk sinema deneyimini yaşadı bora efendi. babasıyla gittiler ve gık çıkarmadan izlemiş sonuna kadar. sonra oyuncağıda alındı ve serüven tamamlandı.




   *bugün ilk yağmur çizmelerini aldık. doya doya yağmur sularına girdi hopladı , zıpladı , eğlendi. çok sevimliler ama ;




  bu ay bizden böyle . ömrümüz yeterse gelecek ay görüşmek üzere. iyi bayramlar herkese....

30 Eyl 2013

Park Muhabbetleri

   Yazmassam çatlarım. Gün bugün , olay yeri bizim sitenin parkı. Borayı okuldan almışım zaten canım çıkmış haydeee parka bir daha. Sitenin cücükleride pek bi alakadar benimle ve Borayla. Eeee öğretmenlik mesleği bi çocukları cezbediyor işte. Derken salıncakta saçları annesi tarafından meç yapılmış! (meç nedir bilmem siyahın üstüne sarı sarı boyalar işte) saçını sordum. Sormaz olaydım. Yanaştı yapıştı ilgi bekledi durdu. Ha bire de şiir okuyo bir taraftan. Önce aldırış etmedim. Ama durup durup tekrar edince bir dikkatimi vereyim dedim. Aynen şu :
 
  -Yıkadığı giyilmez
    pişirdiği yenmez
    kazancı bereketlenmez
   çocuğundan hayır gelmez!!!!!

   şok şok şok!!Dedim bir daha söyle ne bu? Yanıma gelirsen söylerim diye şart koydu. Yok yok ben burdan duyarım dedim. Başladı :
 
    -32 farzı bilmeyenin
     yıkadığı giyilmez
     pişirdiği yenmez
     kazancı bereketlenmez
     çocuğundan hayır gelmez....

   Cidden şok oldum. Kız 5-6 yaşlarında. Okula gidip gitmediğini sordum. Bilmem ne kursuna gidiyormuş. Dedim sen biliyormusun 32 farzı? Yok ama dedi İslamın beş şartını saymaya başladı. Güldük o ara arkadaşla. İkimizde bilmiyoruz ama durumun bu kadar vahim olduğunu da bilmiyoruz tabi.

   Dini eğitimde şu korkutmaları bırakıp sevdirerek yolumuzu çizsek nolur yani haa! Bu yaştaki çocuk anlıyormu bu şeylerden bide? Neyse yorumlamıcam.İzninizle şindi 32 farzı ezberlemeliyim.