27 May 2012

Bora 18 Aylık

  Bebek Bora artık 18. ayında.Tam tamına 1.5 yaş.Artık;
  -Kızın! ne kadarlık hoca? dediklerinde gururla
  -Bir buçuk yaşında diyeceğim.
  Artık tanıyamıyorum Bora'yı.Hızla büyüyor, öğreniyor, eğleniyor.Ha evet Bora'yı saçlarından dolayı kız sanıyorlar buralarda :)

   *Kuş artık kendi düzenini kurdu hayatımızda.Birey oldu kısaca.Her düşünce ve duygusunu ifade edebiliyor ve artık kendini saydırıyor.

   *En büyük değişiklik gittikçe anneci oldun.Kendini sevdirecek diye bin takla atan Bora gitti , yerine yabancılayan güvenlik kaygısı taşıyan Bora geldi.Doğal bir süreç kabul ettim , hoşuma gitmese de sineye çektim , ne yapayım?

   * Mavi,mor ve gri bilip söylediğin renkler.Ama onun dışında sarı , kırmızı , yeşili sorunca gösteriyorsun.Bunun için sana yeni oyuncak aldık.Çok sevdin ve bizde tavsiye ediyoruz.
   *Merdivenleri kendin çıkabiliyorsun ama asıl kötü olan inebileceğini de düşünüyorsun.Kendini sakınan Bora'da bir cesaret söz konusu bu ay.
 
   *Hala çok dikkatli ve özenlisin.Yerdeki oyuncaklar basmadan dikkatlice yürüyen, kendini sürekli garantiye alan , herşeyi önce parmak uucuyla yoklayıp sonra eline alma cesareti gösteren bir çocuk işte.Hatta geçen yerde biriken yağmur suyunu bile parmak ucunla elledin, çok güldüm.

  *Parmak demişken tüm parmaklarının isimlerini de biliyorsun artık.Baş parmak , serçe parmak , işaret parmağı...hepsini gösteriyorsun.

  *Müzik yine ilgi alanın.Bingo'yu söylüyorsun üstelik.Birde göbek üstü gitar çalma mevzusu varki sormayın.Senin yüzünde yan fülüt çalamaz oldum.Göz koydun sanırım ,tamda istediğim gibi.

   *İlkbaharla birlikte yeni meyvelerle tanıştın ama muz ve elma yine favorin.'Anne mu'diye muzları löp löp indiriyorsun mideye.



  *Zeka küpüm 1-2-3 diye sayıyorsun. 0-1-5 i gösteriyorsun.Yakında dört işleme geçeceğiz gibi.

  *Alfabede ise O - A tamam.Söylüyorsun nerde görsen.Baban GAP thsirt almış.Bakıp bakıp A'yı gösteriyorsun.E ve S yi ise sorunca gösteriyorsun işte.

  *Şekillerin hepsi tamamdır artık.Hepsini sorunca gösterebiliyorsun.

  *Aşağı ,yukarı ,ön ,arka ,büyük ,küçük gibi kavramları biliyorsun.

  *Hayvanlara ilgi ve alaka aynen devam.Bunun için seni çok eğlendiren yeni kitaplar aldık.Etiketleri yapıştırıp çıkartıyorsun , öğreniyorsun ve boyama yapıyorsun.Çok eğlenceli.


  *Kitap kurdu olmaya devam ediyorsun.Kitap yetişmiyor artık sana.Bu ay resim yapma ve boyama işinde daha olgunlaştın.Kitapları geçecek gibi bu sanat işi.Anlamadığım hala iki elini de kullanıyorsun.Merakla bekliyorum sanki solak gibisin ama...



  *Saklambaç bitti , gol bitti ,bu ayki favorin yatarak parmak ucunda araba sürmece ve meşhur legolar.
 
  *Yemek ve uyku düzenin aynı.Sadece sabah 6 gibi uyanıyorsun , su içiyorsun sonrada yatağında değil bizim yanımızda uyumak istiyorsun.Önceleri çekiniyordum ama alıyorum şimdi seni yanımıza.Oh kokunla mışıl mışıl uyuyoruz.Çok özlüyorsun bizi ona bağlıyorum.

  *Dişlerde pek bir gelişme yok.Bu konuda baya ağır ilerliyoruz. 4 tane üst ön , 2 tane alt ön ve sol altlı üstlü iki tane de azı dişin var.

  *Bu aralar çenen düştü doğrusu.Ara sıra Bora çenen düşmüş diyorum , yere bakıyorsun.Geçenlerde ablan saymış 60'a yakın kelime söylüyorsun.Bence daha fazla.Bu konuda içim rahat.Umarım konuşma problemi yaşamayacağız.

  *Yoğurt konusunda mucizeler yaşıyoruz.Artık ayran bile içiyorsun.

  *Yaşıtların ve çocuklar çok önemli oldu senin için.Sosyalleşmek bu olsa gerek.Unutmadan Fatma'nın etkilerinden dolayı korkardın eskiden ya , şimdi Fatma'ya karşı savunabiliyorsun kendini.
   Bu ayın sorunu özgüvendi.Sanki sana çok kural koyduk çok sıktık.Kendini ifade edemez,savunamaz oldun.Bu yüzden pek sıkmamaya karar verdik.Merakına ve çocukluğuna haksızlık ettiğimiz için özür dileriz Bora.


  *Kakayı işine gelince söylüyorsun.Ama çiş için erken sanırım.Biz tuvalete girince merakla geliyorsun.Tuvaletin ne işe yaradığını anladın ama geçen seni de çişe tutayım dedin kaçtın.Lazımlık pek hoş gelmiyor bana açıkcası.Anladımki tuvalet eğitimine hazır değilsin henüz.


  *Sana balık almıştı baban.İki tane üstelik.Malesef ilki seni doktora götürdüğümüzde , ikincisi ise dayınlara emanet ettiğimiz yine senin hastalık döneminde öldüler.Artık eve hayvan almamaya karar verdim,çünkü üzüldüm...



  *Anneler günüydü bu ay içersinde.Baban Ankara'daydı tabi eğitim aşkıyla.Ama sinmemiş içine akşam süpriz yaptı geldi.Elinde çiçek , mum ,pasta ve sana bana aldığı daha birçok hediyeyle.Okul bitmiş , kapanışı süper yapmış doğrusu.




   *Düşmeyi öğrendin nihayet.Çok korkardın , daha düşmeden alarm verirdin bana kurtar diye.Dışarda düştüğünde ise yerden tutup kalkamazdın.Artık aldırış etmiyorsun.Ama acıyan yerin öpmeden geçmiyor.Hemen gösterip öptürüyorsun.Bende doyamıyorum öpmeye.

  *Banyo yapmak keyif olmaktan çıkıyor sanırım.Özellikle başını yıkarken biraz huysuzlanıyorsun artık.Su senin için eğlenceli bir oyun ama.

  Büyüdün işte kuşum.Daha ne anlatayımki.Gerçekten seni yazarken zorlanıyorum.İyiki varsın oğlum.Allah'ım başta seni sonrada tüm yavruları korusun.





 

25 May 2012

Orta Kulak İltihabı'mı?

  Uzun bir arada, yine uzunca yaşadıklarım gizli. Yine çaresizlik, yine endişe dolu. Şükür ki sonu iyilikle biten çaresizliğimi anlatacağım blog bugün sana...
  Günlerden 19 Mayıs ve balkondan yürüyüş yapan gençleri seyrediyoruz. Bora babasının kucağında merakla seyretmekte allı morlu korteji. Derken E. Bora'nın kulağında birşey farkediyor. Bu bir "-akıntı ama kanlı sanki"... Koşarak yatağa bakmaya geliyorum. O gece Bora huysuzdu ve çok ağlamıştı. Yatağa bakıyorum kan!... Yani Bora'nın kulağından kanlı akıntı gelmişti. Hemen çaresizlikle hazırlanıp doktor yolunu tutuyoruz.

  Bizim doktor yolu öyle sizinkiler gibi ulaşılabilir değil. Önce yol açık olmalı. Herhangi bir çalışmadan yada heyelandan uzak. Sonra da doktor bulabilmeliyiz tabi. Hemde Bora'nın durumunu bilecek doktor. Tam 2 saat uzaklıkta.

  Bir hastaneden randevu alsakta yetişemiyoruz. Sonra Fatsa'da bir çocuk hastanesini (hastane dediğime bakmayın; belki 90 metrekare bir alana sahip apartman girişine kurulmuş bir yer) tercih ediyoruz. Doktor iltihap olduğunu söylüyor. Çok soru soruyorum trip yapıyor. Çünkü alışkınlar buradaki sessiz,  sorgulamayan ve her şartta ikna olabilen hastalara. Bora'nın kulağındaki tüpleri soruyorum ve :
  -Tüpler düşseydi görürdünüz." diyor, gülüyorum içimden...
  Bir ton ilaç veriyor.
  Soruyorum "-Ne için?" diye. Cevap yok, çünkü hastane (?) çok yoğun.

  Düşünmeden eve geliyoruz. Ama biliyorum cevaplar ne E.'yi ne beni tatmin etmedi. Orayı burayı arayıp,araştırıp sorguluyoruz. İlaçlar alerji, nezle, ateş ve astım hastalıklarında kullanılan iğne! Üstelik iğne'yi üç gün içirmeliymişiz. Alev Hanım'ı arıyoruz. KBB'ye götürmemizi ve o zamana kadar da antibiyotik verebileceğimizi söylüyor. Evet biz iki sevdalı KBB yerine neden Çocuk Doktoru'na gitmişiz ki?

  Samsun'da dahil pazar günü Bora'ya bakabilecek KBB'ci arıyoruz. Bir tek Medicana doktoru ilgileniyor, telefonda bilgi veriyor bize..




  20 Mayıs Pazar saat 13:00'da, Ankara'ya güvendiğimiz yere gitmeye karar veriyoruz. O an E. okul müdürünü arayıp buluyor kahvehane masasında  ve her izin alma durumunda olduğu gibi yine pürüzler çıkıyor. Ve sonunda izin alınıyor ama Salı günü okulda olmak şartıyla! Hemen yola çıkıyor ve gece yarısı Ankara'da oluyoruz. Pazartesi günü, randevumuz saat 17:30'da Prof. Ö. Taşkın Yücel ile... Hacettepe doktoru yine.Üstelik eşi de konuşma terapisti.Yani anlıyoruz ki doğru yoldayız yine.Bize bizi tanıyan,uzaktan iletişim kurabileceğimiz,güvenebileceğimiz doktorlar lazım.Tıpkı Kadın Doğumcumuz Ebru Saraç , Çocuk doktorumuz Alev Kutlu , Plastik Cerrahımız Figen Özgür ve Dişçimiz Bülent Kurtiş gibi.

  Taşkın Bey muayeneden sonra Bora'da kulak iltihabı olduğunu,bunun kılcal damar çatlamasına sebep olduğunu söylüyor.Rahatlıyoruz ve mantıklı mantıksız tüm soruları sıralıyoruz.Damla öneriyor,10 gün kullanacağız.Geçmezse tüpleri alması gerektiğini vurguluyor.Tüplerin alınması da hiç uygun değilmiş şimdilik Bora için.Evet Yarık Damak yine karşımızda.Her ne kadar ameliyat bitmiş, damak kapanmış olsada izleri hala üzerimizde.Çünkü bizim çocuklarımız emme ve çiğneme refleksi bakımından daha zayıf.Bora hala bile suyu genzine kaçırmakta.Ne kadar itinayla biberonu bıraksamda,yatarak beslememeye dikkat etsem de olacak olacak işte.Yanlış düşünmüşüm tüpleri olan bebekler orta kulak iltihabı oluyormuş , ben olmaz sanırdım.

  Huzurla ve telaşla çıkıyoruz yola.Gece boyu yol , upuzun...Herşeyin başı sağlık yine şükrediyorum.Mesleğime ve yaşadığım yere isyanı içimde saklayarak.Allah kimseyi evladıyla sınamasın,kimseyi darda çaresiz bırakmasın...

  kulak tüpü  hakkında bilmek isterseniz..

17 May 2012

Imaginarium

  Bu sefer hayal kırıklığından bahsedeceğim blog.Hevesle aldığımız yapbozlar malesef umduğumuz gibi çıkmadı.Kutunun üzerindeki resimlerle içindeki parçalar malesef uyuşmuyor.Arayıp iade edeceğimizi söyledik ama kutunun üzerindeki resimli ambalajı attığımız için kabul görmedi.Açıkcası ürün yapılacak parçalar eksik.Yine birşeyler yapılıyor ama yanlış bildirim var bence.Üzdün beni imaginarium,kınadım seni.

14 May 2012

Kalbim Hacettepede

  Evet kalbim yine 25 temmuzda bizim yaşadıklarımızı yaşayan B ve ailesinin yanında.B yarın ameliyat olacak ve inşallah kurtulacak artık.Herkesin derdi kendine büyük.Ama inanın yarık damaklı bir bebeğe sahip olmak zor.Şimdi olan biten gözümde canlanıyor baştan sona.Derler ya film şeridi gibi.
  Şimdi eğer bu yazıyı okuyorsanız lütfen sizde dua edin.B bir an önce sağlığına kavuşsun.Tüm bebekler bir an önce sağlığına kavuşsun...

11 May 2012

Diş

  Belalı dişleri oğlumun.Bazen aklıma gelince (özellikle canımı sıkmak istediğimde) neden bu çocuğun dişleri böyle diye yakınıyorum.Dişler nasıl mı?Çok az sanki.Doktorumuz olabilir normal desede endişe içerisindeyim.Bazen yarık damaklı bebeklerde diş kökü olmayabilirmiş.Ama bu daha çok damaktan ziyade çene operasyonu geçiren bebeklerde rastlanıyormuş.Şimdi benim kuşumun üç üst,iki alt ve iki azı dişi var.
  Herşeyi aykırı yaşayan oğlum bunu da enteresan olarak yapıyor yine.Sırasız,sayısız-belli belirsiz.

  Diş perileri getirin oğlumun dişlerini :)

Öğretmen Anne

  Bloğu mesleğimden ayrı tutayım diyorum ama öğretmenlik öyle yapışmışki benliğime ayıramıyorum.Biz heryerde öğretmeniz.Okulda ,evde,gezmede,tatilde her yerde.Konuştuğumuz şeyler hep mesleğe hep öğrencilere yönelik.Ama dikkat ediyorumda hep sitem,hep şikayet cümleleri.Nedenini bulmak zor değil aslında.Bırakın hükümeti her yeni bakanla değişen yada alt üst olan ekmeğimiz.Emkeğimizle beraber heba olan emeğimiz.

  Öğretmen çok basit bir meslek artık.Toplumda öyle eskisi gibi saygınlığı falan da yok üstelik.Bizim yaptığımız gibi SAYGISINDAN önünü ilikleyen öğrenciler,ilgilenemese bile mahçup olan veliler,öğretmeninin gözüne bakan idareciler yok artık.Öğretmen ne oldu peki?

  Her yaptığı soruşturulan,ders anlattığı yetersiz görülüp akşama kadar okulda kalıp(ücretsiz)kurs açan,öğrenci evlerine gidip gidip çocuklarınızla ilgilenin diye yalvaran,okula öğrenci taşıyan servis şoförüne bile hesap veren,sürekli öğretmen değilmiş muammelesiyle başkaları tarafından öğretmenlik dersi verilen,öğrenci ve aileleri tarafından şiddete maruz bırakılan,sürekli 3 ay tatili!göze batan,işini eve götürmek zorunda kalan,başka çocuklarla sınırsız ilgilenip kendi çocuğunun hasta olmasına bile müsade olmayan,yenilerde yineden süt kontrolü yapan denek,özel hayatı hiç olmayan,hep örnek olmak zorunda olup senede bir hatırlanan ama bir yıl boyunca hiçe sayılan tek meslektir!

  Şimdi mevzu yeni sistem.Bir bilmece olan kabul edildikten sonra hergün yeni genelgelerle yeni öğrendiğimiz 4+4+4.Başlama yaşı,öğretmeni,okul öncesi,okulu ,sınıfı hep muamma.En garibi başlama yaşının 60 ay olması sanırım.Yani bir çocuk 37 aylık anaokullu,60-66 aylık ilkokullu olacak.Olmayanlar günlük 15TL ile cezalandırılacak.Şehir merkezlerini hadi belki anladım.Bu ülkenin köyü var taşrası var.En başta fiziksel hazırlık var.Nasıl olacak bilmiyorum.Denenecek o kadar masum yavru ama olmayacak.Zamanında 6 yaş denendi ve bir sene sonra okula başlama yaşı takrar 7'ye alındı.Yani eşeği bilerek kaybedeceğiz,sonra bulduk diye sevineceğiz.

  Fazla lafa gerek yok.Kimse hiç birşey bilmiyor.Eğitimci olarak yanıyor içim sadece.Kendime de acıyorum bir yerde.Kaç yıldır bu dağ başlarında ömrüm.Kaç yıl daha devam edecek.Zaman beni korkutuyor.Acaba yeni nesil nereye gidiyor?Neden kimsenin gücü yetmiyor,neden?

5 May 2012

Bora'dan Babasına Mektup

  Canım Babam ;

  Geçenlerde seni anneme sitem ederken duydum.Bloğunda senden hiç bahstememiş.Baktımki annem işten güçten fırsat bulamıyor,ben anlatayım dedim seni bu sefer...




  Tanışalı çok uzun zaman olmadı aslında.İtiraf ediyorum beni en iyi tanıyanlardan birisin.Yine bir ilkbahar mevsimiydi,annem hissediyorum Bora geliyor dediğinde inanmamıştın ama ben sımsıkı tutunmuştum anneme.Annem hep uyurdu , sen hep kızardın.Oysa ona uyku veren bendim babam.Emin olduktan sonra önceleri anlamadım her zaman doktora gidiyordunuz.Sen kardeşime olanlar bana olmasın diye ,o sarsıntılı yollarda çok dikkatli sürerdin arabayı.Diğer arabalar kızardı sana ama biliyorum sen hep beni düşünürdün.Sonra doktor sırtımı kaşırken siz televizyon izlerdiniz annemle.Sonradan öğrendim televizyondaki benmişim meğer.Annem hep pür dikkat doktoru dinlerdi,sen beni görmenin tadını çıkarırdın.Annem sana sitem ederdi ' Sen doya doya gördün,ben birşey anlamadım' diye.

  Ben büyüdüm tabi.Annemle her ayıma bir benzetme yapardınız.Bezelye-nohut-çilek-portakal...Size ben burdayım diye tepki verdiğim zamanlarda kulağını hep yanıma getirirdin.Bende inadına kımıldamazdım,korkardım çünkü.Annemin sesi gibi değildi sesin.Sonraları alıştım tabi,üzülme canım babam.





  Sizinle tanışmak için acele ettim kabul ediyorum.Sen pazar günü gitmiştin , ben salı günü gelmek istedim.Annem Emre amcamla dışarı çıkacaktı ki işaret verdim önce.Gece hastaneye gitti annem sonra.Doktoru sana haber vermesini söyledi.Çünkü annem doğumumda onun yanında olmanı çok istiyordu.İstediği oldu da şükür.Sen doğumumda annemin yanı başında elinde fotoğraf makinen şipşak yapıyordun.Beni annemle beraber ilk sen gördün.Hemen benim fotoğraflarımı çektin.

  Bir ara doktor teyzeler size benim hakkımda birşeyler söyledi.Sen bayıldın o ara , annemde yine konuşup duruyordu.Sen anlamıştın ama annem yorgundu babam.Anlamadı bendeki kusuru...





  Derken sen annemle beni bırakıp para kazanmaya gittin.Annem hep söyler benim geldiğim günler üzücü geçmiş onun için.Benden öte senin yokluğun , yalnız mücadele etmesi yormuş onu.Kabullendikten sonra kusurumu daha tutunmuşsunuz birbirinize.Benim için yeniden biz olmuşsunuz.Ben hissettim bütün bunları biliyor musun baba?Annem her üzüldüğünde üzüldüm , her sevindiğinde ben de sevindim.


  Bu arada ben sürekli doktorlara gidiyorum annemle ve bazen seninle.Hatta birgün gidip hastanede kaldık.Ama annem ve sen tedirginsiniz.Meğer benim kusurumun sona ereceği günmüş.Gece acıkıyorum ama bana mama vermiyorsunuz.Annem ağlıyor yine , sense bana bakıyorsun.Uyanıyorum yine yanımda tanımadığım abiler.İnceliyorum tabi onları.Bu davranışımın iki gün boyunca ısırılmama sebep oluyor.Beni hastanenin maskotu ilan etmişler.Ama baba hemşire ablalar çok güzeldi inanki!

  Zamanla iyileşiyorum.Annemle bana çok iyi bakıyorsunuz.Evimize geliyoruz sonra.Siz anne baba olduğunuzu , ben yemek yediğimi yeni anlıyorum baba.Hayat şimdi başlıyor işte...

  Dedim ya canım babam.Tanışalı çok kısa zaman oldu.Ama ben seni çok iyi tanırım.Taaa anneme tutunduğum zamanlarda onun yüreğinde gördüm , duydum seni.O öyle seviyordu ki kıskandım bile.Nasıl olurda bir insan birini bu kadar düşünür , anlamıyordum başlarda.Herşeyde hep senin mutluluğnu düşünürdü annem.Hep derdi gözünün içine bakıyorum diye.Şimdi bana yaptıkları gibi sanırım.

  Canım Babam ;

  Annemle çok zor günleriniz olmuş.Annem sırf seninle olabilmek için çok uzak ve soğuk köylerde,dağ başlarında,susuz,yolsuz,arkadaşsız,yokluk içinde çalışmış.Sırf seninle ömrünü paylaşabilmek için.Ama şikayet etmemiş hiç.Hemen uyum sağlamış,seni üzmemek için.Annem seni çok sevmiş baba.Gençliğinde yoktan anlamazken,yokluğu yaşayacak kadar çok sevmiş.Ama bunlara rağmen sen bazen mutsuzluğu yaşarmışsın.Başka sıkıntıların varmış üzerinden atamadığın.Annem yeter artık dese de senin ömrünün yarısıymış.Bırakamazmışsın.Sonraları annemde alışmış.Annemde büyümüş baba.Siz büyümüşsünüz.




   Canım babam;

  Sen farklısın bilirim diğer babalardan.Sen hep bizi düşünürsün.Bize alırsın , bize yaparsın.Annemle aynısınız işte.İkinizde birbirinize ve bana çok düşkünsünüz.Bazen üzülüyorum sizi hiç yalnız bırakamıyorum , benim yüzümden hiç dinlenemiyorsunuz diye ama ne yapalım ben böyleyim işte :)
Ben geldiğimden beri anneme hep yardımcı oldun.Meğer önceden de böyleymişsin.Babam bana öyle emeğin geçti ki.Altımı değiştirdin , mama yedirdin , oyun oynattın , eğlendirdin , gezdirdin.Hani annem diyor ya bezen 'kelimelere sığmaz 'diye.Sen sığmıyorsun babam kelimelere.Daha doğrusu şükrediyorum şimdi sizin gibi ailem olduğu için.

  Canım babam ;

  Bilirim gönlünden geçenleri , bizim için neler istediğini.Biliyormusun annem bugün çok üzgün.Çünkü bugün senin doğum günün.Yoo yoo!Doğduğun için değil babam,sana layık birşeyler yapamadığı için.Sen ona hep hediyeler alıp , resimler yapıp , süprizler hazırlıyormuşsun.Ama o yapamamış baba.Yaşadığımız yerde sorunlar varmış.Annem becerememiş işte.Bende onun için yazdım bu mektubu.Sakın seni önemsemediiğimizi düşünme babam.Bunun için annem seni hep gittiğimiz denizli yere götürdü.Yemek yedik , gezdik ,eğlendik eve geldik.Amaç ne kadar doğumgünü de olsa , akşama kadar beni düşündünüz.Benim için alışveriş yaptınız.





  Canım babam ;

  İyiki doğdun , iyiki benim babam oldun.Seni öyle seviyorumki.İlk anne dedim ama sonra baktım baba diyip duruyorum.Sende benim hep gönlümde , dilimdesin.Babalara 'BABA' diyince anlamaya başlarlarmış sorumluluğu.Oysa sen zaten sırtlamıştın sırtına tüm sorumlulukları.İşte böyle canım babam.Yeni tanıştık ama inşallah daha çok yolumuz var.Bu yolda seni üzmemek , sizle layık olmak gayemdir.Yeni yaşında 'BİZ'dolu,sağlıkla olsun babam.Allah seni başımızdan eksik etmesin.Seni çok seviyorum.






Not : Annem yeni yaşında sigarayı bırakmanı istiyor.Birde bana kardeş istiyor baba:)