28 Nis 2012

Okul Sütü

  Artık ne yapacağımızı şaşırdık.Herşeyde öğrenci,öğrenci-veli.Dönüp öğretmen memnuniyetine kimse bakmaz ama müşteri her zaman velinimettir.
  Neyse pazartesi yani 30 Nisanda yeni bir uygulamayla 1den 8e tüm öğrencilere süt dağıtacağız.İçtiklerini kontrol edip,kutularını toplayıp tekrar geri dönüşüme göndereceğiz.Çünkü öğretmen az çalışıyor birde beslenme işine burnunu soksun.
  Şimdi benim kafamı kurcalayan bazı sorular var:

 
  -Neden çocukların hangi sütü ne zaman içeceğine biz karar veriyoruz?
  -Uzmanlar bangır bangır UHT sütlerin zararından bahsederken neden UHT süt?
  -Bunu da biz düşünürsek bu çocukların ailesi neden var?
  -Ücretsiz olduğunu duyan veli bu sütten muhallebi yapabilir mi?

   Hemen form dağıttık çocuklara.Veliler dolduracak.'Çocuğunuz süt içsin mi,içmesin mi?Alerjisi var mı,yok mu?Ben gelecek cevapları az çak biliyorum.Alerjisi olsa bile:
  -Hoca sen yaz yinede ,evde kardeşi var içiverir,ziyan olmasın!
 
  Bu kadar da değil ama bazen içimde kalması daha iyi oluyor sanırım.Ben ki bedava kitap dağıtılmasına bile karşıyım.Öğrenci velileri öyle bir haldeki:
  -Baba kalemim yok.
  -Git öğretmenin alsın!

  Gerçekten böyle.Ben harcadıklarımdan değil insanların tembelleştirildiğinden yanıyorum anlayana.Çocuğunun ne yiyip,ne içeceğini ebeveynler düşünsün artık.Sonra ortalık çocuk katili anne-babalarla doluyor.İnsanlara sorumluluk vermek yerine biz sorumluluklarını alıyoruz.

  Satırlarıma burada son verirkene,yurdumun kasaba ve köylerinde yaşayan halkın hepsinin ineği olduğunu,büyükşehirlerde yaşayanlarında parası olduğunu hatırlatır,bu işin gereksiz olduğunu dile getirmeyi bir borç bilirim.

27 Nis 2012

Yine Hasta!

  24 Nisan günü hava süper diye Ordu'ya gittik.Malum Karadeniz'in dengesiz havası Ordu da bir sis,bir soğuk.Üşüttük yada olmakta olan hastalığı tetikledik.İki gündür kuşumun burun akıntısı,öksürüğü,balgamı ve ilk kez çapağı var.Ben böyle birşey görmedim şimdiye kadar.Resmen çocuğun göz kapakları yapışıyor ve iltihap akıyor.
  Yurdumun küçük yerinde yaşamanın verdiği doktor sıkıntısıyla S.anne ölüp ölüp diriliyor.En yakın devlet hastanesini aradığımda çocuk doktorunun istifa edip gittiğini öğreniyorum.Diğerlerine gidebilmek içinse iki öğretmenin tam gün izinli olması,dolayısıyla iki sınıfın tam gün boş olması demekki hoş karşılanmıyor.Yine öğretmen anne olup çaresizliği yaşamanın hoşnutsuzluğuyla bir gün izin koparıp oğluma ben bakıyorum.Alev Hanım yine imdadımıza yetişiyor.Ben en çok çapaktan tedirginim diyorum:

 - Eğer gözde kızarıklık ve şişlik yoksa,3 saatte bir,temiz pamuk ve kaynamış ılıtılmış suyla pansuman yapmamı
 -Eğer saydığı belirtiler varsa adnı verdiği damlayı kullanmamı
 -Bu aralar bu durumun yaygın olduğunu ve endişe etmemem gerektiğini söylüyor.(İyiki varsın Alev Kutlu)

 Bugün ikinci gün ve çapak durumu daha iyi.Pansuman yaparken ağlıyor ama yaptırmıyor.Her defasında iyiki damak ameliyatını erken yaptırmışız diyorum.
  Yine keyfi yerinde maşallah.Çok dayanıklı benim oğlum..

  Reçete: Eğer Bora nezle ise ıhlamuruna elma kabuğu ekliyorum.Ancak ıhlamur çay gibi demlenecek.Öncesu kaynayacak,sonra ıhlamur eklenecek.

 Eğer öksürük varsa ıhlamura ayva yaprağı ekliyorum.(Bitkisel ürünler de alerjen olabilir.Siz dikkatli olun)




Bora 17 Aylık

  Yazılası çok şey var ama nereden başlamalı?Herşeyi yapıyor ,yiyor,içiyor,oynuyor,anlıyor...Yapıyor işte.Ama ileride şu ayda neler yapmış diye ayrıntı yazmam gerekiyor.Kesinlikle büyüdü,gerçekten büyüdü oğlum.

  *Bu ayın en öğrenileni renkler oldu.Mamiyle başladık maviye ulaştı.Sorulduğunda mavi , kırmızı , sarı ve yeşil olan herşeyi gösteriyor.Ama yıldızı mavi.






 *Yalnız oyun oynamaktan hoşlanmıyorsun artık.İlla başucunda seninle oynayacağız.Oyunlarımız gol ve araba sürmece!Arabalara ilgi çok arttı bu ay.Yatarak sürüyor birde üstelik.Ağır abi yormayacak kendini.

  Şunu anlatmalıyımki Bora ileride kepçe operatörü olabilir.Malum yollarda çalışma var.Her Ordu yada Fatsa turumuzda yollarda kaldığımız için kepçeleri seyrede seyrede özelliklerini öğrendi.Evde de taklidini yapıyor üstelik!

  *Hayvanlara hayranlık devam ediyor.Daha bilmediğin,taklidini yapmadığın yok.İnek,kuzu,kedi,köpek,maymun,at,yılan,kurt,kuş,horoz taklidini yaptıkların.Ama nerden baksan penguenden yengece kadar hepsini biliyorsun.



  *Boy ve kilonu bilmiyorum.Evde kendi yöntemlerimle (önce ben sonra seninle beraber tartılmaca ) ,11.350 kgsın.Boyunu bilmiyorum.

  *Gündüz uykusu 13:30 -15:00 arası,akşamları ise 22:00-22:30 arası uyuyorsun.Biberonu bırakmamızla beraber sabaha kadar deliksi uyku uyuyorsun.Tabi bazen su içmek için uyanmalarını ve bazende hırçınlıklarını saymazsak.

  *Korkuyu öğrendin artık.Zifiri karanlıklarda gezinen Bora lambayı açtırmadan çıkamaz oldu odadan.Büyüdüğünü buradan anladım bu ay.

  *Olumsuzluklar da başladı tabi.Söz dinlememeler , isteğini yerine getirtmek için ağlamalar , inatlaşmalar.İtaatsizlik başladı yani.Şunu yapma Bora diyorum,yapmıyorsun.Odadan çıkıyorum izliyorum gizlice.Bir bakıyorum bora işi bitiriyor.Mesela resim yaparken hep masay çizmeyi deniyorsun.Anlatıyoruz yapma diyoruz.Ayyyy diye diye boyuyorsun masayı.Bu ay yaramazlık belirtisi,şaşırma ünlemi:Ayyyyyy...

  *Şekillerin hepsini bilip gösteriyorsun artık.En sevdiğin ay.

  *Yemek işini abarttın bu aralar.Ağzım boş durmasın istiyorsun.Bebekliğin acısını çıkarmak bu olsa gerek!


  *Bu kadar titiz ama bu kadar da dağınık çocuk bir arada olamaz.Titizsin çünkü dışarıda düştüğünde yerden tutup kalkmıyor ellerini çırpma telaşına düşüyorsun.Dağınıksız çünkü sıra sıra arbalar,üst üste kuleler rahatsız ediyor seni.Düzenli dursun istemiyorsun.Dağınıktan vazgeçtim düzensiz diyorum.

  *Kakayı haber vermeye devam ediyorsun ama öyle gıcıksınki kaka gelince dikkatini dağıtan birşey olmayacak.Yoksa tutup bekletiyorsun sonrada zor yapıyorsun.

  *Çıplaklık takıntın kalmadı artık.Bir ara bacak açıp öpmeler almış başını gidiyordu.Sende giyinmek istemiyordun.Şimdi ise soyunmak rahatsız ediyor seni.

  *Son iki aydır Pınar Cam Şişe su alıyoruz sana.Şişelerde süt şişesi olduktan sonra çöpe gidiyor.Su konusunda içim rahat artık.Teşekkürler Pınar:)


  *Gezmeler tozmalar başladı.Ama çok akıllısın gerçekten.Hadi oğlum eve gidiyoruz diyorum hiç inatlaşmıyorsun.Dışarıda yaptıkların ise malum;patpat takip etmek,kedi kovalamak,horozla atışmak,arabaların lambalarını ellemek,eğer okulun bahçesinde çocuklar varsa onların peşinden koşturmak,ekmek yemek...



  *Gerçekten çok akıllı ve dikkatlisin.Senin hakkında konuştuğumuzu anlayıp ek yapıyorsun.Sana bir kere söylememiz yeterli oluyor.Hemen öğreniyorsun.Aslında bence tüm çocuklar böyle.Merak ediyorum şu bizim öğrencilerin aileleri ne yapıyor da bu çocuklar böyle oluyor.


  *Nene ve dede hayranlığına devam ediyorsun.Suzan teyzenin annesi anneanne demeyi öğretti.Şimdi tüm yaşlı kadınlar anneanne oldu.

  *Söylediğin kelimeler gittikçe çoğaldı.Artık derdini zorlanmadan anlatabiliyorsun.Daha doğrusu biz anlıyoruz.

  *Tv ile oynamaya başladın.Bazen açıp önünü oturuyorsun.Ama biz hala sana tv izletmiyoruz.Belki günde 15 dk.Şu Peppe çılgınlığı devam ediyor.Heryerde ,herşeyde Peppe.Neymiş efendim öğreticiymiş.Bence değil.Bence çocuk kendi kendine keşfederek öğrenmeli.Peppeymiş , hıhh!

  *Kitaplara hala çok değer veriyorsun.Aferim sana hiçbirini de yırtmadın üstelik.Demek belirli bir yaşta başlayınca,çocuk kitabını korumayı da biliyor.Kızgın anlarında sana hayvanlarla ilgili bir masal anlatıyorum,hemen sakinleşiyorsun.

  Şimdilik bu kadar aklımda olanlar.Gerekirse sonra yine eklerim...





23 Nis 2012

Filmlerim

  Son zamanlarda izleyip,etkisinde kaldığım ve çok beğendiğim film.Changeling Sahtekar. Bir Angelina Jolie ve John Malkovich filmi.Şiddetle tavsiye ederim.O ne demekse!

Mim lenmişim?

 Önceleri çok anlamadım ve itiraf ediyorumki hala anlamadım:)Arkadaşım Müge tarafından mimlenmişim.Severek takip ettiğim bloğu http://mugeninlistesi.blogspot.com/ da beni mimlemiş.

  1)Yemek olsam ne yemeği olurdum?
   İçerisinde et  ve yoğurtlu sos olan herşey.Mantı,iskender,beyti...

  2)Müzik aleti olsam ne olurdum?
  Tabiki yan fülüt.

  3)Araba olsam ne olurdum?
  Peugeot 307.

  4)Aylardan hangisi olurdum?
  Benim mevsimim sonbahar.Ayımda tam ortası Ekim olsun.

  5)Ayakkabı olsam hangisi olurdum?
  Tabiki rahatına sonsuz düşkün olan ben Tiger olurum ancak:)

  6)Kıyafet olsam hangisi olurdum?
  Yine rahatlık diyeceğim pijamalar gelecek aklınıza.Kokoşluktan hoşlanmam,yaşımı da göstermem entelim ben entel.



  7)Renk olsam hangisi olurdum?
  Mor.

  8)Hayvan olsam hangisi olurdum?
  Hiçbiri olasım gelmedi yaa hayvanlık zor iş,insanlar seni sömürsün dursun!Bana göre değil:)

  9)Şu an okuduğum kitabın 137.sayfasında ne yazıyor?
  Aceleci,sabırsız,kıpır kıpır ve kafası kolay dağılanlar için dikkat ve öğrenme hakkında bilgiler.Yankı Yazgan Düşe Kalka Büyümek.

  Mügecim teşekkürler.Güle güle yazmaya devam et.
  Bende Mimliyorum http://tamzamanlianne.blogspot.com/ Derya'yı:))
  

22 Nis 2012

Evlat

  Duyduğunda garip bir kelime işte : Evlat! Nedir yaşamımda yeri neresidir tarifsiz.Zaten hep böyle büyütülmedikmi? ' İleride anne-baba olun anlarsınız ' diye vurmadılar mı başımıza bangır bangır.Evet anne oldum şimdi(şükürler olsun).Evet anlıyorum şimdi ama annem gibi değil kendim gibi.Kendimde eksik gördüklerimi yaşatmaya çallıştım hep daha hayatı algılayamayan oğluma ve inşallah yaşatmaya devam edeceğim.Bu sadece ihtiyaçlarını almak yada beslenmesine dikkat etmek değil.Ruhunu beslemek,geleceğini işlemek ince ince.Çevremdeki insanların bazısı yadırgıyor , kibirli görüyor anneliğimi ;kimide vaybe diyor biz bilmezdik bu yaştaki çocuğa bunların yapılacağını.Ama ben hiçbirine aldırmıyorum.
  Kendim hakkımda kazandığım en büyük şey kesin ve korkusuz olmak.Eskiden hep arada kararsız kalırdım.Şimdi daha kesin herşey.Eskiden ürkektim o ne der bu ne düşünür diye.Şimdi arkasındayım düşündüklerimin.




  Evet evlat!Gün gelip büyüdüğünde bu satırları okursan eğer,bilki sen bir ümit oldun bana.Oysa ben hep son vagona el sallayan sancı gibi hissederdim kendimi.Sevgin anlatılamayacak çoklukta.Gülen gözlerine baktığımda,ANNEM dediğinde bana damarlarımda akan kan bile coşmakta.ve sen oğlum tam 496 gündür gözümün bebeğinde,aldığım her nefesimde , kurduğum her cümlemde , yaşadığım her saniyemde öznemsin.Yeşil eriğim,siyah zeytinim,kara üzümüm,tosun paşam,güdüğüm,sevdiğim küçük adam.Allah bahtını açık etsin.Seni bize bağışlasın.Allah kimseyi evladıyla sınamasın.Sensiz tek saniyem olmasın.

21 Nis 2012

3B

  Yine gizemli bir başlıkla karşınızdayım.Şimdi 3G neysede 3B neyin nesi diyeceksiniz.3B kader arkadaşları demek.Bora'nın arkadaşları.Düşündükçe belki tesadüfler üretmeye çalıştığım,hep mucizelere bağladığım ama hep kıyamadığım oğlumun kader arkadaşları.
  İlki Bora'ydı bu serüvenin.Yarık damakla yaşama başlayan.Sonra B(kız) geldi peşinden bana bu bloğu kurduran.Şimdide B.cuk.Üçüde Ankarada,üçüde aynı doktor ve hastanede ve inşallah üçüde artık veda etmekte.Sıra B.cukta diyorum çünkü onun ameliyatı yaklaştı.Hep heyecan içerisindeyiz.B. için dualarda gönlümüz dilimiz.Ama yetmiyor benim için ve eşim için.Yanında olmak istiyoruz B. ve ailesinin.
  Kelimelerle ifade edemeyeceğim duygular içersindeyim.Bir hayalim var gerçek olmasını istediğim,bir gün 3B nin yanyana gelipte zamanı paylaşması.O kare şimdiden gözümde,gönlümde.
  Darısı yarık damak ve dudaklı tüm bebeklerle beraber şifa bekleyen tüm bebeklere.

9 Nis 2012

Yeni Yenilikler

   Uzun zamandır aklımdaydu benim.E. her Ankara'ya gittiğinde arar.Bora'ya hangi oyuncağı alalım diye.İmaginariumdaki beğendiğimiz legolar kalmayınca birden masa takımı geldi aklıma.Baba doğru Ikea'ya.Masa takımı ve yeni bir oyuncak.Bora bayıldı ikisine de.Kitaplar artık masada okunuyor.Boya takımımız da hazır.Sanat eserlerimizi paylaşacağız sizinle.Şiddetle tavsiye ederim her ikisinide.


       

Mami

  Evet ilk başta bana mami dediğini düşünebilirsiniz.Bende öyle düşündüm.Çocuk bir kaç gündür mami mami diye dolanıyor.İngilizce öğretmenimiz P'ye söyleyip alay etmişliğim olmuştur yani.Meğer yavru kuşun derdi maviymiş.Bugün ortaya çıktı.Mavi küpünü eline almış mami mami diye bağrıyor.Uzun lafın kısası Bora'nın ilk rengi mavidir mavi.

7 Nis 2012

Karmaşık

  Sabah bir sıkıntıyla uyanıyorum ve daha ilk tenefüs telefon geliyor.Ağlayan bir kadın eşinin vefat ettiğini E.'yi kimseye vermememi,mümkünse oyalamamı rica ediyor.Okul çıkışına kadar E.'nin başında nöbet tutuyorum akşama kadar.Densizin biri gelipte işte babası ölen çocuk bu demesin diye.Okul çıkışı bize getiriyorum.Çünkü annesi daha hastaneden gelmedi -beklemeliyim.E. buruk,durgun.Sürekli geldiği ev ama şimdi niçin?zamansız.Sorguluyor biliyorum.18:00 da telefon geliyor.Okul müdürüm.Hocam geldiler çocuğu istiyorlar,diyor.
  Kurbanlık koyun gibi Borayı bir arkadaşa bırakıp düşüyoruz yola.E.heyecanlı.Öğretmenine yeni evlerini gösterecek.Kalabalık gözüküyor.Ve yaklaştıkca da cenaze arabası.
  -Aaaaa kim ölmüş acaba diyor E.şaşkınca!Ben işte o an başlıyorum artık tutamıyorum.Kalabalığı yarıp annesine ulaşmak için eve giriyorum.Anne kim öldü diyor?öğreniyor.Annesi düşündüğümden daha sakin,inançlı ,metanetli.Çünkü iki çocuk var ümidinde:Biri dokuz biri dördünde.Oğlum diyor babanı kaybettik,ama senden bir ricam var.Baban için dua et olur mu?Allah çocukların duasını kabul edermiş.Allahım babamı cennetine kabul et de!
  E. başlıyor ağlamaya,Hıçkırarak,omuzlarını çeke çeke...Babasını görmek istiyor,bırakmıyorum.Bir odaya kapanıp beraberce ağlıyoruz.Çünkü rahat bırakmıyor kimse çocuğu ,her kafadan bir ses.Annesi yine rica minnet ağıt yakanları susturmaya,çocukları için güçlü olmaya çalışıyor.Çünkü o ANNE!
  Bırakıp çıkıyorum çünkü aklım Borada.Ağlayarak bir sigara içiyorum yolda.Olmuyor unutamıyorum,çaresizlik yaşıyorum.Ben bu yaşımda korkarken ailemle ilgili kayıpları düşünmekten,E. bütün ömrünü yarım bir tarafıyla yaşayacak.
  Bugün okuldayım ama isteksiz. Ders ortasında kapı açılıyor ve E. koşarak sarılıyor.Yine ağlaşıyoruz.Cenaze için oyalama turuna çıkmışlar.Yakasında yine babasının resmi.Ben şimdi ne yapacağım öğretmenim?diyor.Usulca anlatıyorum.O anlıyor.Çünkü o gerçekten olgun bir çocuk.Ama işte ÇOCUK o.
  Aliminyum fabrikasında çalışmış babası zamanında.Ciğerlerini tüketen o olmuş.Beş yıldır hasta.E.nin tabiri:Hastalıktan bıktım ben öğretmenim,doktor falan olmam.İşte sebeplerle beraber insanı ölüme sürükleyen neden.Şimdi bir taraftan aklım annede,bir taraftan çocuklar.Yaşanılan yer öyle iğrençki cenazede şu az ağladı,şu çok ağladı dedikodusu bile yapılıyor.
  Anlatılamayacak kadar yoğun duygularım.Ben ki ilk kez bir cenaze evine gitmiş insanım.Yansam ne fayda bilirim.Ölene rahmet,kalanlara sağlıklı uzun ömürler dilerim.Sağlıkmış sade gerisi yalan...

1 Nis 2012

Bora 16 Aylık

  Borakuş 16.ayınada gelmiş.Neler yapmış,neler!Aklımda ben bile tutamıyorum artık.Kesinlikle bu ayın tek bir cümlesi var:
   'O artık bir çocuk,kesinlikle bebek değil!'
  *Bütün organlarını,vücudunu biliyorsun,gösteriyorsun.Artık sormuyorum saçın nerde,kaşın nerde diye?Biliyorum sıkıldın.
  *Şekilleri de öğrendin.Üçgen,kare,daire,yıldız,ay,kalp ve altıgen.
  *Dil gelişimin iyi sanırım.Birçok şeyi papağan gibi tekrar ediyorsun.En komiği papağan.Papağan:baban!



 *Bu ne hayvan sevgisidir anlamadım.Nihayet hava ısındı.Dışarı çıkıyoruz beraber.Sen ya arabaları takip ediyorsun,yada karşına çıkan kedi,köpek,tavuk,horoz... bunların peşinden gidiyorsun.Patpatlara ayrı bir ilgin var itiraf edeyim.Patpat ne mi?Karadenizin yerel!aracı,lombardin.Şahsen ben nefret ediyorum.



  *Evde duramaz oldun artık.Biliyorum sıkılıyorsun ama malesef şimdi kar bitti,yağmurlar başladı.Bazen okulun bahçesine,bazende ilçeye parka götürüyoruz seni ama mahrumiyet içime sinmiyor senden ötürü.

  *Oyuncaklara ilgin iyice azaldı.Baban her hafta Ankara'dan yeni bir seçenekle geliyor.Yeni seçenekler:




 Artık arabalarını ayırabiliyorsun.İtfaiye buralarda yolları sulayan bir araç ve sen sesi duyar duymaz pencere kenarında yerini alıyorsun.İtfaiye onun için.Diğer puzzle gereksiz biliyorum.Sen artık daha zorlarını yapabiliyorsun.Ne yapalım baban işte!
 *Uyku düzeni bu ay doruk noktasında.Biberonu bıraktın.Gece sadece bir kere kalkıp su içip tekrar uyuyorsun.Gündüzleri ; 13:00 - 15:300 akşamları ise 21:30 - 22:00 arası uyuyorsun.
  Not : Ben geç bile kaldım.Lütfen anneler gece beslemeyin çocuklarınızı.Eğer biberon emzik gibi alışkanlıkları varsa 1 yaşından sonra mutlaka bıraktırın.
  *Yürümek oturmak kalkmak artık dert değil senin için.Tek bir sorun var eşik geçemiyorsun.Gülüyorum haline.Öyle temkinlisinki riske giremiyorsun.En çokta düştüğünde gülüyoruz sana(Düşmelerin nadir de olsa )Hemen canını yakan olay yerini terkediyorsun:)
  *DaDaDammmm yoğurt yiyorsun artık.Buna cacıkla başladık,mevsimi olmadığı için salatalığı çıkarıp naneli yoğurtla devam ettik ve artık naneyide çıkardık.Sabahları bir bardak süt,öğlen bir kaseden az yoğurt,akşam uyumadan bir bardak süt yetiyor sana Alev hanım öyle dedi.Günde yarım ceviz,bir çay kaşığı harnup pekmezi,iki öğün meyve hiç ama hiç ihmal etmediklerimiz.
   *Portakal yemedin,yediremedim.Suyunu içiyorsun evet ama kendini asla.Elma,armut(kış armudu burdaki köylülerden organik)muz,ayva en sevdiğin meyveler.Kivi buluyorum sana buradan tazecik bahçeden yeni toplanmış nadir yiyorsun.
  Not :Yaşadığım yer beslenmen açısından çok güzel aslında.Herşeyi bahçeden tazeden yiyorsun.Süt,yumurta yine öyle.Doğal,organik.Şimdi sevesim geldi bak burayı:)
  *Dişlere gelecek olursak tembelliğe devam.Üç üst , iki alt ve bir tanede azı diş var.Elin sürekli ağızda ama gelen yok.
  *Abur cubura dadandın bu aralar.Çekmeceyi de öğrenmişsin.Eline birşey alıp ille aç diye gözüme sokuyorsun ama açmıyorum.Alev hanım söylemişti ; içeriğinde soya lestini ve soya ürünleri olan ürünler zararlı.En çokta kanser riski var.Soya lestini sadece TADELLE de yok.Bazen çikolata kaçamaklarına izin veriyorum.İyice yaratıcı oldum bu durumda.Sana hergün ikindi öğünü için birşeyler yapıyorum.Artık tarifleri de yazsam iyi olur sanırım.
  *Ayrıca tv hastalığı başladı,yada bunu oyun yapıyorsun.Arada gidip düğmesine basıp açıyorsun.Ama izlemek yok.
  *En kötü huyun hala birşeyleri atıp fırlatıyorsun.Mama sandalyende yemekleri , oyuncakları,telefonları,kumandayı...farketmeden atıyorsun.Heralde ilk yaptığın zamanlarda yanlış tepki verdik ve sen bunu oyun sanmaya başladın.Şimdide görmezden geliyoruz bakalım ne zaman vazgeçeceksin.En son babanın zavallı Iphone fırlattın ve çay fincanına çarpıp devirdin.Baban kahroldu tabi ve telefonunun sesinde arıza oluştu.
  *Yemekleri desen hala çatala kaşığa alışmadın,elle yemeye devam ediyorsun.




    *Gözyaşı silah tabi her çocuk gibi senin içinde.Dayanıyorum mecbur , kullanmana izin vermiyorum ama içim parçalanıyor tabi.
    *Uykudan genelde ağlayarak ve gergin uyanıyorsun.Sakinleştirmek bir hayli zor oluyor.
    *Kitaplara aynen devam ediyorsun,şükür.Oyuncaklar gibi kitaplardan vazgeçeceksin diye korkuyorum.
    *İnatlaşmalar başladı.Yanlış yaptığını biliyorsun.Uyarılarımızı biliyorsun.Ama dinlemiyorsun.Bende dikkatini başka yöne çekiyorum.İşe yarıyor.
   Şimdilik bu kadar.Hep söylüyorum.Yazmakla bitmez seni anlatmak.Yaşamak daha doyumsuz.