31 Ara 2012

Yeni Yıl

  Öncelikle sağlıklı , huzurlu , neşeli , tayinimizin çıkacağı , herşeyin elimin altında olacağı , kalorüferli ,  temiz ve sıcak sulu , araba sürmeyi artık öğrenebileceğim , borçsuz ,harçsız , sorunsuz , boranın bezini bıraktığı ve yatağında yatmayı tercih edeceği , Emrahın okulu bitirip yanımızda olacağı , müdürden izin almak zorunda olmayacağımız , kafama koyduklarımı ertelemeyeceğim , soraban abaküsünü kullanıp  Kur'anı Kerimi öğrenebileceğim , özgüvenimin doruklara ulaştığı ,unutkanlığımın son bulduğu ,zırt bırt girdiğim depresyonların yok olduğu , öyle sıradan bir yıl diliyorum.Mucizelere açığız yinede :))




Sağlığı olmayana sağlık , eşi olmayana eş , işi olmayana iş , borcu olana para , çocuğu olmayana da çocuk getirsin 2013.Herşey gönlünüzce olsun....

30 Ara 2012

Bir Pazar Sabahı

  Güya haftasonu Ankaraya gitmeyip bizimle kalan baba kahvaltı sonrası kendini yatağa atar.Bense gayet dincim.Oğlum dün rekor kırarak 9:30 bugün ise 08.00 de uyanmış.Nasıl dinç olmayayım?
  -Anne sen söyle ben oynayım.
  -Öyle değil.ringo degil anne bingo bingo!!
  -Anne ev yap bana sandalyeden.
  -Anne evde kertenkele var.Kertenkeleeee gel oynayım senle.Annen nerde kertenkeleeee,dur çağrıyım anneni mutlaktan.Annesiiii kertenkelenin anneesii gel yavrun evimden çıkmıyoorrr.
  -Gel oğlum meyve getirelim belki o zaman evinden çıkar.(portakalı yedikten sonra kabuğunu kertenkeleye vermeyi teklif ettim,azarı da yedim tabi).
  -Olmazz anne kabuk olmazzz!dişine batar,sonra acır,doktor teyzeye gider!
  Bunlar benim seneryolarımdan bazıları.2 aydır uyarmayıp kendi haline bıraksamda çocuk unutmamış işte.Sözüm ona koruduğumu düşünerek ne fenalık etmişim.Şimdi özgüven diyip duruyorum.Allahtan çocuk benden akıllı da valla kendini kurtarıyor.
  Neyse seviyorum hafta sonlarını bu sıpayla zaman geçirmeyi.Artık her hareketi değil ağzından her çıkana şahit olmayı.Çok komik ya ölüyorum gülmekten.Uyanık sıpa , seviyorum seni.Şimdi gelmiş dibime 'İyiki doğdun anneee' diye bağrıyor.Müsadenizle mıncıklamalıyım ....

27 Ara 2012

Bugün Benim Doğum Günüm :)

Evet bugün benim doğum günüm.Sabahtan beri bir şarkı dilimde ve bugün uzun zamandır olmadığım kadar keyifliyim.
Dünya dönüyor sen nedersen de yıllar geçiyor farketmesendeee!!!!
Kabul son bir ayda herşeyi üst üste yaşadım.Üstelik böyle özel günlerde basan hüzne kapımı açmadım.Bugün dünyanın en şanslısı benim.Önce minik yavrularım süpriz yaptı.Nerden öğrendiler bilmiyorum.Tahtayada yazmışlar.
'İyiki doğdun Öğretmenim.Sizi Seviyoruz.Semiha-Emrah-Bora-Aslı'
Yaş 32!
Güldüm tabiki.Sonra ağlaştık!
Öğlen eve geldiğimizde ise kapıyı bir açtım ablasıyla Bora süpriz hazırlamışlar.'İyiki doğdun anne' 'Seni çok seviyorum ' diyen  bir yavrum var.Ağladım tabi yine...



Aslında ne gerek var kutlamları anlatmaya.Uzun lafın kısası yaşlanıyorum işte.Bu kadar yaşa ne sığdırmışım bilmem.Bugün kendimi seyredesim var film gibi.Hatırlamak istediklerim var unuttuklarımın yanında.Ama en çokta şükredesim var yine.Böyle bir yavruya ve eşe sahip olmanın varlığıyla.Tüm sevdiklerim ve sevenlerimin sağlığına.

İyiki doğdun anne şarkısı sürdü akşama kadar.Şevke geldim uzun zamandır çalmayı planladığım şarkıyıda çaldım fülütümde kendime hediye.

İyiki doğmuşum ve iyiki doğurmuşum seni Bora.doğan büyüyor diyeceğim yine.Eskiden bu yaşlar çok büyük gelirken şimdi o yaşlardayım işte.Bora'da büyüyor.Su gibi geçiyor zaman.

Dilerim ömrüme sığdırabildiğim sevenlerimle, ömrümde yapamayıp kursağımda kalan hayallerimin gerçekliğinde , ama sağlık ve huzur dolu bir ömür benim olur.Hepimizin olur:)



20 Ara 2012

Baba İşte

  Dünki buhrandan sonra hayır dedim bugün gülmelisin , neşen okunmalı yüzünden.Bu kadar abartacak birşey yok....
   3.dersin sonuna doğru geldi haber.Babam alınmış ameliyata.Buralarda panik oluyorum diye söylememişler meğer.Oh dedim şükür , şimdi duayla bekleme zamanı.
   Çıktı haberi geç geldi oldukça.Ona da bahaneler uydurdum , polyannaca.Nerden bilirdimki soluğunun kesilipte hayata dönmeye çalışacağını!Nerden bilirdim , içimdeki sıkıntıdan başka.İki gündür yüreğimi sızlatan  amaan onda ne var olur biter diye küçümsedikleri operasyonu.Kime anlatabilirdim yanında olamamanın yokluğunu.Bilsem aldırış edip düşünürmüydüm ya küçümsenileceği , ya şüpheneliceği , yada akıl verileceğini.Öğretmensin ya 3ay tatilin var.Yıl içinde sen , eşin , çocuğun , ailen , ne iyi ne kötü günün olmamalı.Sınıfının boş geçen zamandaki vebali ne ola?
  Baba işte.Hepinizin babası gibi sıradan.Ulu bir çınar gibi dimdik ayakta duran.Bilmemişizki hiç hasta olduğunu , öyle saklamış ki kendinden bile yokluğu.Taa küçüklüğünde başlamış mücadelesi. Önce fakirlik sonra okuma gayreti sonra evlilik çoluk çocuk. Kendini bir an düşünüp yaşamamış. Anlatır hep alınan lastik ayakkabılarını sadece okula giderken giydiğini onun dışında yalın ayak gezdiğini. Yemeklerinin dut ve bulurlarsa ekmek olduğunu. Okumak için çocuk yaşta gurbetlere düşüp dayısının otelinde masaların üzerinde sabahlayıp çalıştığını.Askerde karpuz kabuğuyla yemek yediğini. Onu iş sahibi eden bir komutanının olduğunu. Hep öğrenme aşkıyla yandığını. Bunun için hayatımızda her şeyin ustasının baba'm olduğunu..Bu uğurda 65 yaşında ehliyet aldığını ama araba aşkıyla yanıp tutuştuğunu...
   Baba işte öyle sert değil. Dişiden bile daha yumuşak daha masum.hele bizi yolcularken uzaklara sırtında bir kamburu daha oluşur. Omuzlarını çeker içine çocuk gibi ,gözyaşlarını tutuşturur.Herkesimi sever bir insan diye kıskandığım kimi zaman.beni farklı sevmesini istediğim .Hani derler ya doğana beşik - ölene tabut baba'm. Herkese koşturan adı iyilik babam.
  Nasıl affederdim kendimi neye sığınırdım bilmiyorum. Şimdi sadece şükür dilimde.Yine anlayamaz kimse bilirim.Sadece iki kelime formaliteden. Geçmiş olsun!Geçiyormu hemen öyle.Diniyormu sızısı .Unutuluyormu korkusu.
  Can babam canan babam.Şükür Rabbim seni bize bağışladı. Ama bir korku sardı beni , ya sonra.Yaşlandın mı babam? Yada illa yaşlanmak mı lazım gitmek için bu hayattan!Kurtulsam bu uzaklardan doysam size , yetişsem her imdadınıza , anın adı olsa geçmesini beklediğim gün dışında.
  Kimse baki değilse eğer niyeki bu kargaşa bu hırs. Sevdayla yanmak dururken niyeki üşüdüğümüz tutuşturamadıklarımızda. Valla kıymetini bilmek lazım herşeyin. Ailenin eşin dostun zamanın. Geri getirebileceğimiz hiçbirşey yok. Cebimizde sadece bugünden hatıralar o .Yine ders aldım milyonlarca .
  Ve seni seviyorum babam gönlümce.ve gurur duyuyorum kızın olduğum için.İnşallah daha geçireceğimiz nice güzel günlere.Allahım seni başımızdan duanı üzerimizden eksik etmesin.



18 Ara 2012

...

   Babama gece 12 den sonra birşey yeme diyip , sabah saat 8 e ameliyat randevusu verip , 14:30 a kadar bekleten ;ameliyat önlüğünü bile giydiripte aa anestecinin mesaisi bitti başka zamana bekleriz diyen Hacetttepe Hastanesini , yurdumun sağlık sistemini = en başta 70 yaşında ilk ameliyatını olacak olan babama yanında aynı stresi yaşayan anneme ve ablama , taaaa buralardan yüreği hop oturup hop kalkan babasının yanında olamadığı için vicdan azabı çektiren bana yaşattıklarından ötürü yuh!!! diyorum başka birşey demiyorum.

Etkinlik


  İşte yeni etkinliğimiz.İlham kaynağım var tabiki.O kadar yaratıcı değilim malesef.







   

   İki katlı otopark :) evde 3 rulo vardı kolonlar eksik oldu , ama olsun Borayı ilk yaptığımız zamanlar eğlendirdi.

Yine Kitap

   Aydede çılgını Boraya iki tane Ay kitabı.Memo ve Ay'ın görsellerine bayıldım ben.Öyküler de gayet güzel.Kitap seçimleriniz için hergün bir kitap tanıtan birdolapkitap ı tavsiye ederiz.






Aç Tırtıl'a geç bile kalmışız.Dünyada her iki dakikada bir satılan , 47 dile çevrilip toplam satıı 30 milyonu aşan keyifli farklı bir kitap.



Son kitabımız Uykusuz Bir Gece.
.

Filmlerim

  Bu aralar tarihe sardım.Kaldırdım tüm romanları tarih okuyorum artık.Yakın uzak , yerli yabancı farketmez.Öğrenmek istiyorum.Film tercihlerimi de etkiledi tabi bu durum.İşte yeni seyrettiğim film.

Hotel Rwanda

   2004 yapımı Rwanda'da geçen Tutilerin Hutuları Fransa ve Belçika desteğiyle katletmelerini anlatan bir film.Uzakta değil 1994 te yaşanmış gerçek bir olay.3 ayda vahşice öldürülmüş 1 milyon insan ve cesetlerin üzerinde kutlama yapan diğer insan!lar.Etkilendim.

14 Ara 2012

Şüphe

   İsyana bile dilim varmıyor.Korkuyorum.Biz hep korkularla büyümedik mi zaten.Haksızlık etmekten kork , vicdanndan kork , annenden-babandan , polis amcadan , amirden müdürden....Hep kork!Aman kızım kimseye bulaşma sen affet , özür dile diye ezik büyütülmedik mi?Saygınlık dediğimiz terimi ezikliğe biz çevirmedik mi?

   Yine beynimde kelimeler ve her defasında olduğu gibi kurduğum hayali cümleler.Ama bunu kendi kendime yapıyor zorunda olmam acıtıyor beni.Yok artık polis amcadan korkmayacak kadar cesuruz ama saygınlığımızı bırakamadık henüz.Bırakamadık şükür deyip beterini düşünmeyi.Her ne kadar düzen bu desenizde olmaz arkadaş , düzen bu olamaz.Düzen dediğiniz ,iyiyi kötüyü ayırmıyorsa , ayrımcılık yapıyorsa , bir lafı bir sözünü tutmuyorsa ve gücü yettiğineyse , dürüst değilse ....Düzen bu mu?Yurdumun her yeri bumu?

  Gerçekten kendisi için yaşıyamıyor insan.Öğretmiyorlarki.İçine yüklemişler bir vicdan , o kadar.Önce anneni babanı mutlu etmek için yaparsın , sonra çevrende itibar kazanmak için , sonra iyi eş ,iyi anne , iyi çalışan , iyi komşu , iyi arkadaş , iyi vatandaş....Hep duruma göre iyi , olumlu , düzeltici olan.Birde oturup beterini düşünüp şükredersin.Sonra ne görürsün = HİÇ!

  Şükürle isyan çatışmada bugün.Şeytanla melek gibi.İçimdeki meleğe şeytan kıyafeti giydirmeye çalışıyorum olmuyor bir türlü.Ben olamıyorum.Ben memurluğunda haksız yere fişlenerek sürülen , evi barkı sokağa bırakılan ve özür dile dendiğinde 'suçum yok özür dilemem 'diyen babanın kızıyım.Haksızlığa göz yumamayacak kadar mert.Yerim yoksa sizin çemberinizde bırakın yalnız kalayım.Kendi korkularımla bırakın , ben kendimi tartayım.

  Bunları sadece şüpheleniyorum kelimesi üzerine yazdım.Tek şüphem benim sağlık ve huzura dair.Sizinkiler sizde kalsın.Ama bizi incitmeyin artık.Lütfen!

  Unutmadan korkmuyorum artık hiçbirinizden.Dedim ya benim korkum varsa o da sıhhate dairdir.O kadar!

8 Ara 2012

2 Yaş Gelişimi

  İkinci yaşında ;

  * Sürekli annesi ve babasıyla uyumak isteyen,
  * Uykuyu iyice azaltıp 23te uyuyup sabah 7 de uyanan,
  * Uyuduğu andada deli gibi ordan oraya dönüp duran,
  * Yemek konusunda sorun çıkarmayıp , tanımadığı tatlara karşı çekingen davranan,
  * Sürekli konuşan , durmadan soru soran (hiç birşey bulamazsa ben ne yaptım?diye soruyor)
  * Anneye biraz daha bağlanan,
  * Yalnız başına oynamayan , sürekli yanında birini(ki o biz oluyoruz) isteyen,
  * Oyuncak çekmecesini gün boyunca açmayıp;
  -Ipad istiyom baba,elimden alma bişey bakıcam,
  -Ne bakıcan oğlum?
  -Ayakkabı!
  gibi bahanelerle Ipad isteyip günde 5 posta ağlayan,
  * Kitap delisi olan(eline alır istediğini -Anne bunu oku der kurulur yamacıma),
  * İki yaş sendromunu hafif yaşayan (sadece beni kıskanma ve onun olanları paylaşamama dışında bir sorun yaşamadık şükür.Ama işin ilginç yanı dünyayı onun sanyor),
  * Hayali oyunlar oynayan(işte buna bayılıyorum.Oyunlarında sürekli bir hayvan var.Ya onunla oynayan,yada onu kovalayan),
  * Hafızasına hergün hayran bırakan(taa Ankaradakilerin neler yaptığını,ne dediğini hatırlayıp anlatıyor.bende çok unutkanım bu aralar.Emrahın yorumu ne?bütün zekamı Bora almış.Hani çocuklara zeka anneden,cinsiyet babadan gelirmiş ya),
  * Sorunları çözmede hala beceriksiz olup anneye şikayete gelen,
  * Kendini hiç yormayan , üzmeyen ,
  * Canı çok kıymetli olup , kendini garantiye almadan adım atmayan ,
  * Tuvalet eğitimini reddedip ve onca para verip aldığım lazımlığa oturmak yerine canı istedimi banyoya,yere işeyen,
  * Girişkenlik konusunda açılımlarda bulunup sadece ilk 2 dk huysuzlanan,
  * Başka çocuklara karşı önyargılı olup , oynamayıp , paylaşımda bulunmayan,
  * Banyoyu , suyu ve suyla oynamayı ve hatta içmeyi çok seven ,
  * Müziğe karşı yatkınlığı olup , en az 10 şarkı bilen ve oynarken uyduruk besteler yapıp söyleyen ,
  * Yabancı ve dışardan gelen seslere karşı korkak olan ,
  * Mizacının bir köşesinde korkaklığ barındıran ,
  * Ağlama ve küsme silahını bu aralar sıklıkla kullanan ,
  * Çikolata ve tatlıya bayılan ,
  * Her yemek yaptığımda ayaklarımın altında dolanıp bende bakıcam diye söylenen ,
  * Sürekli bulduğu her şeyi sürükleiy oynamak isteyen ,
  * Mandalinayı yemeyen ,
  * Renkelri , şekilleri ,sayıları ve harflerin çoğunu bilip ve en önemlisi yaşantısında kullanan (anne bak kapı dikdörtgen!),
  * Kıyafet konusunda bazen seçici davranan ,
  * Bebekken ne yaptığını sorup duran (artık tanıdıklarınında bebekken ne yaptığını merak ediyor ),
 
   Yakışıklı , akıllı , uysal annesinin tosunu bir Borayım işte...
 

6 Ara 2012

Uçtu Uçtu Kuş Uçtu

   Bugün ablamız hastaneye gitmek zorunda olduğu için evde , oğlumlaydım.Çalışmamaya heveslenmenin dışında oğlumla çok keyifli vakit geçirdim.Zaman su gibi geçiyor.Hemencecik akşam oldu ve benim bir günlük kaçamağım sona erdi.

  Dün babası Boraya yeni bir oyuncak yaptı.Etkinlikte denebilir.Taşıtlara ilgisi olan bora bayıldı.Bizde çok beğendik.Da da da dammmm.İşte karşınızdaa Kuş artık uçuyorr...





Sabah binmiş uçağına:
-Anne bin İstanbula didiyoz.
Öyle artık her yere uçakla gidiyoruz biz.

Sonra gözlük diye tutturdu.Malum koskoca pilot güneşten rahatsız olmasın.

Uykudan önce ise cd kafa yaptık.,el emeği göz nuru kuşumun.



Hergün tatil olsa hayat bana.Doya doya oynasak,eğlensek , konuşsak kuşumla...


4 Ara 2012

Mızıka :)



  Bir mızıka insanı ne kadar mutlu eder bilemezsiniz.Nefesli çalgılar benim için vazgeçilmezdir.bir ara ney e heves etmiş ancak yan fülütte soluğu almıştım.Kursuna gittim ama hamile olunca malum yollara dayanamadım ve kendi kendime öğrendim.Nota pek bilmem, müzik kulağım vardır işte.Oğlumuda hep yan fülüt çalarken hayal etmiştim.Malesefki yarık damak o hayalimide suya düşürmüştü.Ameliyat sonrası sormuştum Figen hanıma 'yan fülüt çalabilir mi?'diye.bir hastasının Yurt dışı orkestrasında obua çaldığından bahsedip ümitlendirmişti beni.



  Arkadaşım P.Boraya doğum gününde mızıka hediye etti.Bora şimdi mızıkadan ses çıkarabiliyor.Demekki Fülütte çalabilecek.Gerçi o piyano ve orgtan daha çok hoşlanıyor gibi.Bakalım zaman ne gösterecek.
 

Sosyo-Gezi



  Bahsettim ya illa sosyalleşicem bu aralar.Ülkenin hava durumuyla hiç bu kadar haşır-neşir olmamıştım.Her hafta Ankaraya gitmek zorunda olan eşimi 'hava güzelmiş, gitmede gezelim' diye bağlıyorum.Halbuki adamcağız pazar günü gelip gezdiriyor.Yok ama pazarda evde dinlenmek istiyor insan.Her hafta bu son daha inemeyiz diyoruz , bakıyoruz hava yine iyi.Siz eğer inemeyiz kelimesine taktıysanız :biz dağda yaşadığımız için buralarda inme=gezme demek.Yani sahile doğru iniyorsun işte.




  Artık Ordu -Fatsa kesmez oldu.Samsun'a takılıyoruz.Tabiki Bora için canım!Karar verdim insanın yaşadığı terde deniz olmalı arkadaş.İçin açılsın şöyle.Ne o avm köleliği.Samsun bu konuda gerçekten çok iyi bir yer.Büyükşehir bir kere.Herşey elinin altında.Denizi yeter.Altını üstüne getirdik sayılır bir günde.Haa yol 3 saat , çok kıymetli yani.




 Önce rotamıız Doğu Park hayvanat bahçesi oldu.İyi hoşta yazık o hayvanlara.Bir ayıya acıyacağım hiç aklıma gelmezdi doğrusu.Öyle bir bakışı vardı ki hala gözümün önünde.Kurtarın beni der gibi.










  Batı Parka gittik sonra.Çocuk parkı , sahil piknik alanı ....yok yok.Bu arada tarih 1Aralık ve bizde mont bile yok.En önemli tarafı Bora ilk kez düştü.Yani çok düştü de ilk kez yaralandı.Amannn bir ağladı.Altı üstü avcu sıyrıldı biraz.Öptürdü , yalattı yok.Çocuğun canı çok kıymetli.Yavrum park mı görmüş.Şehir çocukları hep iteleyip kakaladı kuzumu.O da yazık korkuyor onların bu coşkulu saldırgan hallerinden.Tam merdivenleri çıkarken bir grup çocuk hurraaa koşturuyor, benimki kımıldamadan duruyor , ortalık sakinleşince -sıra bende anne- deyip basamakları tırmanmaya devam ediyor.




  Boranın düşüş kazasından sonra ben iki parmağımı arabanın kapısına sıkıştırdım.Allahım o neydi öyle.Çok şükür birşey yok ama öldüm öldüm dirildim.(Dünde Borayla merdivenden düştüm.Tabi ona bişey olmasın diye kendimi yerlere attım ve bacağım msmor.Evde kırdıklarımdan bahsetmeyeceğim bile.Kızlara göre nazar varmış!Bana kimin nazarı değerse:)))



  Neyse uzun lafın kısası çocuklar gibi şendik işte.Hava hep sıcak olsun.Ben hep gezeyim ,nerde ne varsa yiyeyim ,tayinim Samsun'a çıksın.Samsun'da ömrümü sürdüreyim.Yine mi çok şey istiyorum?










3 Ara 2012

Rice Noodles

  Yazmadan edemeyeceğim napayım.Ne Borayla , ne benimle , ne blogla hiç alakası yok.Sadece boğaz meselesi.Evet rice noodles.Yani pirinç eriştesi.Ankarada arkadaşım Pnin bakıcısı Filipinli.Her eve lazım türden , yemin ederim mucize!Yazın bize yöresel yemeğimiz diye yapmıştı ve biz bayıla bayıla yemiştik.Sonra büyük marketlerde satıldığını görünce dayanamadım aldım.Netten tarif bakıyorum yok!Neymiş makarna gibi haşlanıp süzülüp yapılacakmış.Yok efendim haşlanmaz bu mantıksız.Aradım Pyi aldım tarifi ve nefis oldu.Evet hazırsanız paylaşıyorum.

  Ben sebzeli yediğim için sebzeli yaptım.Başka altarnatifi varsa sonra deneriz.Önce tavuk göğsünü küçük kuşbaşı yapıp kavuruyoruz.Sonra kabağı,taze fasulyeyi minik minik doğrayıp, havucu rendeleyip tencerede iyice kavuruyoruz.Daha sonra gerektiği kadar nodulu! ekliyoruz ve biraz sebzelerin buharıyla yumuşatıyoruz.Sonra az su ekliyoruz , pişiriyoruz.Pilav gibi yani , makarna gibi değil.Yanına da cacık sevdim ben.Türk usulü bişeyler olsun ama değil mi?Valla güzel oldu , benim çok bilen değişik yemekler yemekten hoşlanmayan beyim bile beğendi.foto yok canınız çeker sonra:)

  Buda internet alemine hediyem olsun.Filipinde nodul böyle pişiyor arkadaşlar :))

Not:Noodles okunduğu gibi yazılmıştır.Yapmasını becermişken , birde yazmasıyla uğraştırmayın beni.

Filmlerim


  Bu aralar sosyal insan olmaya adadım kendimi.Güya kendimle ilgili eleştirilerde bulunup değişimlere girişiyorum.Buralarda pek kolay olmuyor tabi.Ya gezersin,ya okursun , ya seyredersin.İşte bu aralar seyrettiklerim.Bollywod yapımı ikiside.Amir Khan filmleri.Öğretmen camiasının seyrettiği türden.Ölü Ozanlar Derneği misali.İkiside çok uzun, dizi kıvamında.İtiraf etmeliyim bir tanesini tam 4 gece uyuklayarak seyrettim.Ama güldüm, ağladım , eğlendim.Gerçekten çok basit , çok uzun ama eğlenceli.Sıkılırsanız meşhur şarkı ve dansları sarabilirsiniz.Müzik delisi olan ben özellikle 3İdiot taki şarkılara bile bayıldım.boş vaktiniz varsa seyredin derim...



Yine bir kahraman öğretmen filmi.Amerikada siyah-beyaz ayrımı ve çeteleşme sürecinde kaynaştırma sınıfı öğretmeninin mucizelerini anlatıyor.Seyre değer.Freedom Writers




vee son filmim.Yazarın kahramanına olan aşkını anlatıyor.Çok anlam çıkarabileceğiniz, ilişkinizi kurcalatan film.Açıkcası beğendim ben :)Ruby Sparks





Ne sosyalleşmişim ama ?

28 Kas 2012

Etkinlik


  Çok etkileniyorum herkesten çok.Bakıyorum neler neler yapmışlar evdeki malzemelerden.Vayy bee diyorum o kadar!da bu aralar bi gayret bende.Birşeyi çöpe atarken bile acaba birşey olurmu bundan diye bir ampul beliriyor düşünce balonumda.İşte geçenlerde birgün şu bizim zavallı hayvanlarımıza bir ev yapayım dedim.Evcil yaban hepsini doldurduk içine.Bora da yardım ediyor tabi.soracaksınız oynadı mı diye?Belki 2 saat anca.Bu çocuk oyuncak dönemini atlattı.Oyuncak oy-na-mı-yor.Daha sonra bahsedeceğim şu 2 yaş gelişiminden....

27 Kas 2012

Aktivite Panosu

    Bazı bloglar var severek takip ettiğim.Öyle harika etkinlikler yapıyorlarki çocuklar için.Üstelik evdeki malzemelerden ve çok zaman harcamadan.

  İşte bunlardan bir tanesi Etka'nın annesinin hazırladığı Umut Olsun.İşte bu aktivite panosunu oradan gördün ve yaptı babası.Gerçi biz baya geç kaldık.Çünkü Bora bu aktivitelere olan ilgisini çoktan kaybetti.Heveslendim işte ne yapayım?














                                                                                                                             











                                                           Buda Bora'nın eliyle son hali...




25 Kas 2012

Bora 2 Yaşında

  Öğretmenler Gününün benim için asıl anlamı ANNE olmamdır.Bana anneliği Emrah'a babalığı tattıran oğlumuz dün iki yaşını doldurdu.O büyürken biz de onunla büyüdük.O bizim gözümüz,kulağımız,sesimiz,düşüncemiz herşeyimiz oldu.İki yıldır herşeyin anlamı Bora.




  Canım oğlum; daha nice güzel yıllarımız olsun inşallah.Ömründen mutluluk ve huzur eksik olmasın.Herşey dilediğin gibi olsun.Seni bize nasib ettiği için Allah'a şükürler olsun.İYİKİ VARSIN!

18 Kas 2012

Kaçamak

  Sanat adına mı bilmem ama artık kendisi için birşeyler yapmak istiyor insan.Yaşadığımız yer herşeyi kısıtlıyor zaten.Başlı başına hayatla mücadele.Yok sobay yak,yok kömür at,kömürü çuvaldan poşetlere aktar,balkona taşı;yağmur yağacak eyvah suyla ilgili işler yap;çamaşırı 5 kere yer değiştir ki kurusun,Apartmanın ta girişinde ayakkabılarını çıkar dairene kadar terlik giy(bu en sinir olduğum ,helede market poşetleriyleyken),yok  gezeceksen yolu düşün....Bunun üzerine E.hafta soları Ankaraya gitsin ve kal tek başına.
 
  Bunları düşünen eşim sağolsun bize her pazar gezme ayarlar.Adamcağız cuma gecesi yola çıkıp,cumartesi sabahtan akşama derse girip,cumartesi gecesi tekrar yola çıkıp,pazar sabahı burda oluyor ve bizi eğlendiriyor.Bitanesin kocam!

  Geçen hafta gitmedi E.Bize tiyatr bileti ayarlamış.Ordu'da tabiki 2 saat yol demek.Ama ben bundan çok Bora'yı düşünüyorum.O da sıkılıyor haksızlık değil mi?bizi özlüyor ,vakit geçirmek istiyor bizimle.Kısaca kendimi Bora'ya ihanet ediyormuşum gibi hissediyorum.Çünkü Bora ablasında kalacak.Aklım da onda(.Daha fazla uzatmayacağım aklımdan neler neler kurduğumu)Ablamız bile ikna etmeye çalışıyor,hocam gidin eğlenin gerisini düşünmeyin ,diye.Bora doğduğundan beri gezmeyi bile onun için yapar olmuşuz.

  Neyse yola çıktık ve gittik.Emin olun gidip gelene kadar Bora'yı konuştuk!

  Ama mükemmel bir oyundu.Ankara Devlet Tiyatrosu HÜRREM.Tiyatro sanatların sanatı arkadaş.Yok üstünde başka birşey bence.Tabi o an Borayı hayal ettim keşke tiyatro sanatçısı olsa diye!Kısaca çok güzeldi.

  ,,,,,,,,,,,,kendimi çok elştiriyorum bu konuda.Bora için kendim...Ya ben?ya biz?Zamanla olacak herşey.ve biz iki haftada bir tiyatroya gideceğiz.İçim rahat!

17 Kas 2012

   **** Elektiriklerin kesilme ihtimalini düşünüp(burda sık kesilir) tuvalete son -en sıkışık- ana kadar erteleyen kişiye Anne denir!
  İlşki kurması zor olabilir :)

Boraca Nağmeler

-Anne mu ne?
-Napıyoyuz bununla?
-İçinde ne var?
-Aaaa munu kim yapmiş?
-Boya ne yapti?
-Ben ne yapıyoyum?
-Biz ne yaptik?
-Onun adı neymiş?
-Buyda ne yazıyo?
-Adam ne yapmış?
-Nereye gitmiş?
-Nereye gidiyoz?    gibi soru soru sorularr....
-Bakıcam boyada bakicak.
-Ayaba ounucaz.
-Emekle!
-Okuya didiyom,baka(park) didiyom.
-Acidi!
-Öpme,yeme,ısıyma...
-Teyefonu kapat anne koy buyaya,konuşma!
-Çigifi aç!(Çok zor durumdaysa açamisin?)
-Ben ne oldum?
-baba hoyyama!
-menim,menim menim.
-Aydede aydede sinin evin neyede....
-Biygün biygün biy cocuh....
-Şimdi okuyyu olduk,sinifları ....
-poytakalı sodum....
    Şarkılar,uydurma besteler uzar gider.Hiç boş anı yok.Bu ay hiç susmadı.Ya konuştu , ya şarkı söyledi.10 a yakın şarkıyı ezbere biliyor ve tam melodi söylüyor çocuk.Hiç birşey bulamazsa ya uyduruyor yada karnımdayken dinlemeye başladığı klasik müzikleri mırıldanıyor.Onun gerisi ya hep soru,yada karşı gelmece.Bazen yemediğini ne yiyor,ne yediriyor.Depresyon değil belki tam ama kendi varlığını hissettiriyor iyice.
   23.ay yazım yok malesef.Fırsat olmadı bir türlü.Yazacağım odur ki bu ayın dönüm noktası kapıları açması,hareketlerde inanılmaz cesaretlenmesi ve malesef uykudaki düzensizlik oldu.Bizimle uyumak istiyor.Sabaha doğru olan bu istek tam geceye dönünce malum olan boyun ağrılarım 10 katına çıktı.Hergün yorgun uyanıyorum.Bazen 11i buluyor uyuması üstelik.Kapıları da açıyor daha.Gizlimiz saklımız kalmadı valla.
  Unutmadan konaklarla başımız dertte.Bir türlü bitmiyor.Yağlıyıp tarıyorum yıkılyorum.Bitiyor.Bir ay sonra yeniden.Borada rahatsız artık.Sürekli kafasını kaşıyıp,kafamda konak vay!diye koparmaya çalışıyor.Kafası hepyara olmuş,kanatmış.Doktorumuz 7 yaşına kadar bile sürebilir dedi.Bakalım...
  Hafta sonu doğum günü var.1. yaş heyecanı kadar değil ama bir heyecan kapladı beni.Bu hafta boyunca gebelik anılarımı,doğumu,büyüme anılarını anlatır dururum heyecanla.Allah yanımda dinleyenlere sabır versin.

11 Kas 2012

Su Sınavı

  Herkesin bir sınavı vardır , derler ya hayatta ; işte benim sınavım suyla arkadaş.Nasıl mı?
  Önceleri çalıştığım Sarıkamış'ın köyünde malumki su yoktu.Nasıl yoktu?Evlerde su yoktu,çeşme yoktu,su ve suyu andıran hiç birşey yoktu.Onun yerine musluklu bidonlar , bidona sallandırılan demir ısıtıcılar ve ısındımı diye elektirikli suya parmağını sokan ben vardım.Ellerimizde durmadan donup delinen bidonlarla köyün çeşmesine yol alan biz vardık.Keyifli olupta rüşvete ihtiyaç duyan suya gitmek için nadir can atan köy çocukları , okul öğrencileri.Gelen su çok kıymetli , öyle her şeye harcamak yok.Eğer çok birikmişse banyo yapılabilir.Yok bir iki bidonsa ; sadece , yemeğe,tuvalete ve bulaşığa kullanılır.Çamaşır biriktiyse kar eritilir çok fazla su harcanmasın diye.Hayat 3 yıl tamı tamına böyle geçti işte.Su Hesabı Günlükleri kısaca.Şimdi keyifle anlatıyorum belki ama şu devirde su hesabı yapmak çok zor gerçekten.Para hesabı yapılan devirde sen elindeki suyu bölüyorsun ihtiyaçlara göre.En çok kar eritmeye sinir olurdum.Erken saatte kalkacaksın ,sobalar yanıpta kar kirlenmeden.Kirlense sorun değil,üstünü sıyırıp alttan alırsın.Biriktirirsin koca güğüme.Erir minnacık kalır.Uyuz olursun o an.Ha evet faydası oldu.Orda kazandığım bağışıklıklar sayesinde kolay kolay hasta olmuyorum:)
  Şimdi geldik Ordu'nun bir ilçesinin beldesine.Ordu'yu nasıl biliriz.Deresiyle , yaylasıyla , yağmuruyla.Bu sayılanlar suyu çağrıştırmaz mı?çağrıştırır.Ama her sakallı dede olmayacağı gibi her çağrıştıranı da beklememek lazımmış hayatta.Çünkü burada da su sorunu var.Dereden direk eve mi bağlanmış nedir.Yağmurla beraber çamur akıyor su diye.Ben bu suyla köyün çeşmesinden bile daha mağdurum.Çünkü hiç bir işime yaramıyor.Ne yemek ,ne temizlik.Evde şu an çamaşır ve bulaşık dağıyla beraber , kirden kokan bir oğlan , birikmiş damacana bidonları ve çaresiz ebeveynler var.(Sarıkamış'tayken kurbağa sıkışmıştı köy çeşmesine de kaç gün susuz kalmıştık.Aklıma o günler geldi şimdi.)Diyeceksiniz ki sorun neden çözülmüyor.Cevap veriyorum:Halk memnun!Soruyoruz o diyorki:
  -Ben oy vermedim o adamdan birşey istemem.
  -Birşey olmaz hoca için,biz yıllardır içiyoruz.
  -Yapılıyor çalışma var.....
  Bunlar gerçekten mantıklı!olan cevaplar.5 yıldır bitmeyen çalışma!Kaymakama iletilmiş sorun ama yazılan resmi yazılara sanırım cevap alınamamış.


Yağmur şiddetlenmeden aldığım bir numune bu.Tabi fotoğraf gerçeği tam yansıtamaz bilirim.
Tarih tekerrür edipte su savaşları başlarsa yeniden , hak vericem adamlara.Geçmişe hak veriyorum da zaten.Aklam gelen tek slogan şu:

SU HAYATTIR ,  HAYAT KISA......

8 Kas 2012

İçimdeki

  -Bora,seni çok seviyorum.
  -Çok sev:)
   Seveceğim, hep çok seveceğim.

   Dün akşam:
  -Annenin içinde ne vay?
  -Bora'nın aşkı var! mucuk mucuk ve doyulamayan mucuklar.

  Bugün akşam:
  -Bora senin içinde ne var?
  -Annenin agkı vay! Hüngür müngür hüngür!

  Daha ne ister bir insan hayatta. Bir yavrunun içinde aşkım var işte,seviyor beni. Masumca, gerçekten. Mükemmel birşey bu tarif edilemez. Aşkların en güzeli, bana bunları yaşattığın için şükürler olsun. Allah'ım sana hayırlı, sağlıklı ömürler versin. Hiçbir engelin olmasın inşallah bu hayatta. Seni öyle seviyorum ki...

7 Kas 2012

DEĞİŞİK-MİŞ

  Bir değişik takntısıdır gidiyor.Daha 23.ayında çocuk herşeyden sıkıldı,değişiğini istemeye başladı.Babası Ankara'ya giderken soruyor:
  -Ne getireyim oğlum sana Ankaradan?
  -Değişik i'faiye!(t'ler henüz mevcut değil Boracada,kesik oralar:)
  Babaya verdiği siparişi unutmadan heyecanla bekliyor.Söyleniyor sürekli:
  -Baba bana değişik i'faye alcak..
  Baba geliyor.Bora bir hallerde.Suçluyor onu,tepki gösteriyor.Onsuzluğun acısını yine ondan çıkarıyor.Kaynaşma faslından sonra Almancı paketleri açıyor.Bu ailemizin pazar geleneği artık.Sağolsun Boranın yanında bana da birşeyler getiriyor işte.Kasabın kedisi gibi bekliyoruz napalım.
 Babası itfaiyesini gösteriyor tosuna. İtfaiyeye öyle seviniyorki anlatamam.İlk kez o gece ona sarılıp uyuyor.Meğer ne hevesliymiş.Yeni yeni anlıyor,alınıp-verilenden.Ağladım o gece Boranın bu haline.Bir çocuk vazgeçilmez ve paylaşılamaz sandığı mucizevi araçla uyuyor,ayrılmak istemiyor ondan.Kelimelere sığmayacak bu aşk,derin uykuyla son buluyor malesef.

  Bu hafta aynı sorunun cevabı  - değişik kitap- oldu.( yanlış anlaşılmasın biz her an birşeyler alalım diye uğraşmıyoruz,arada zaman var yani)Değişik kitap sayıklandı,baba geldi,babaya naz yapıldı,kitap alındı,bir kere okundu,ezberlendi...Aynı sahneler gerisi.


  Daha oncacık yaşında değişiklik arayan yavrum.Sen bir büyü gör bak ne değişik insanlar göreceksin,hepsini kendin gibi sanarken!

31 Eki 2012

Yine Yeni Kitap

  Elma Yayınevi'nin kitabı bu sefer.Zaten iki tane okul öncesi kitabı var.Açıkcası ben yine baıldım.Çok farklı,soyut ama yaratıcı bir kitap.Durup durup okuyorum.Tavsiye edilir.buradan bakabilirsiniz.




Ayrıca ;






 Bir Aydede hastası olan Bora için süper bir öykü.Yine YKY yayınlarının.











Ördek Nerede? serisinden sonra 1001 şeyi bulun serisine Çiftlikle başladık.Daha Bora üzerinde denenmedi ama keyif alacağından eminim.








Favori kitaplarımdan.Penguen ve foka ayrı bir hayranlığı var Bora'nın.Deniz hayvanları sürekli onun hayalinde onunla oynar.İşte bu kitap bunun için.Defalarca ama defalarca okunanlar arasında.

21 Eki 2012

İkinci Traş

  Kulağı aktığından beri eli sürekli kulağında oğlumun.Belli kaşıntısı var.Ayrıca konak bir türlü bitmedi Borada.Yağ bezleri iyi çalışıyor anlaşılan.Bir diğeri de çok terliyor,en çok uykuda,geceleri.Bu sebepleri topladım ve beldenin berberine götürmektense ben keseyim dedim.E. uyuyordu o sıralar.Uyanık olsada izin vermezdi.O saçlı seviyor Borayı,kıyamıyor bir türlü.Bu sorunu ben usulca çözeyim dedim.Oturttum Borayı mama sandalyesine.Eline verdim boyalarla defterini.Dedim 'oğlum bak ben saçını kescem şimdi'.Gördüki kararlıyım,gık demedi.E.yetişti sonuna doğru.Birşey demedi de bazı yerlerini beğenmedi tabi.Düzeltmek için makası elimden aldı.(Hatayı kuru kesmekte yapmışım!)Kımıldayınca biraz fazla kesmişim.Çok yakışıklı oldu ama.Saç meğerse güzelliğini alıyormuş oğlumun.Tu tu maşallah sıpama:)





Bu da traş sonrası.Eline almış turşu bidonunu:
-Çantamı taşıyom,ben okula gidiyom.Gule gule anne!
Anlayacağınız,turşumu aldım koluma , çıktım okul yoluna...





Yarık Damak

  Yine gecikmiş bir yazıdır.Olay gerçekleşeli uzun zaman oldu.Bloğun kuruluş amacına uygun bir anı olduğunu düşünüyorum.
  Eşimin halasının arkadaşı.Yaklaşık 33 yaşında,evli ve iki çocuk annesi.Çocuğu okula başlamış ve okuması gecikmiş.Öğretmen anneyi sorumlu tutup'bu çocuk sizin konuşma  bozukluğunuzdan okuyamıyor,sesleri düzgün çıkarıp,yardımcı olamıyorsunuz'demiş.Kadıncağız çok üzülmüş ve o gün bu  kusurdan kurtulmaya karar vermiş.Kusur ne mi?Yarık damak.
  Şaşırmamak elde değil.33 yıl bir insan nasıl böyle yaşar.Başta ailesi ihmal etmiş,kendi ihmal etmiş bu ihmaller zincirine bir de eş eklenmiş.Yiyememiş,konuşamamış,içine kapanmış ve kendini soyutlamış tam 33 yıl.
  Halası bizi aradı yardımcı olur musunuz diye.Arayıp görüştük.Sonunda tedaviyi kabul etti ve Ankara'ya gitti.Hacettepe'ye Figen Hanım'a.Figen hanım da şaşırmış.İlk defa bu yaşta yarık damak hastası oluyormuş.
  Ameliyat başarılı geçmiş ve sağlığına kavuşmuş S. anne.Figen hanım izin istemiş hatta medyada olayı paylaşmak için.Sanırım kabul etmemiş.Bu hikaye de burda bitmiş.

  Normalde çok kızarım öğretmenlerin topu aileye atmasına ama sanırım bu olayda çok işe yaramış.Bir anne evladı için sağlığına kavuşmuş.Bir taşta iki kuş diye buna derim.Darısı şifa bekleyen herkese..

20 Eki 2012

Emine

  Bilmediğiniz diyarlarda,kara-kuru,minicik,gamzeli,zeytin gözlü bir köylü kızı Emine.Sınıfında tek Türkçe bilen,çekip çeviren,girişken,kendine güvenen Emine.Hani derler ya 'büyümüş de küçülmüş 'işte o cinsten.Öğretmeninin tek arkadaşı,sırdaşı,mutluluğu.Dokuz çocuklu ailenin sekizinci çocuğu.Kara kız Emine.
  Görünce gözlerimi ışıldatan,konuşunca yüreğimi ferahlatan ilk göz ağrım Emine.Öyle ukala değil.Masumca,kibarca ve usulca hareketleri.Bir o kadar da çekingen.Kaşlarının altından utangaç bakan gözleriyle,ışıldayan gamzesiyle Emine.Her yıl her sınıfta anlattığım ^Bir Eminem vardı çocuklar^cümlesiyle başlayan ,kelimelere sığdıramadığım Emine.Pişmanlığınız var mı çocuklar diye konuşturmaya çalıştığım:
  -Keşke annem daha çocuk yapmasa diyen Emine.
  Babasının nice zahmetlerle ilçeden getirdiği ekmeği:
 -Öğretmenim çok güzel pasta gibi,al sen de ye!diye lokmasını benimle paylaşan Emine.
 Annesi tandır ekmeği yaptığında en güzellerini seçip,bana getiren Emine.Üşüdüğünde tavuk gibi ellerini kolumun altında ısıttığım,minicik ayaklarındaki lastiklere kar dolduğunda üşüdüğüm ve üşüdüğünde esmerliğinin morluğa dönüştüğü Emine.
  Dedim ya kelimelere sığmayan,gönlümde büyüttüğüm,hiç ama hiç unutmadığım Eminem.Aradı bugün yıllar sonra.Unuttular mı beni diye düşündüğüm anlarda.
  -Öyle yerlerde çalıştım ki ,ne okuyup karşıma çıkarlar,ne de imkan bulup ararlar !dediğim anda.
  Meğer çok uğraşmış beni aramak için.Köyde telefon da çekiyormuş artık.Evlere bile su bağlanmış ve artık herkesin çamaşır makinesi varmış.Ablası evlenmiş üstelik.O da anne olmuş.
  -Öğretmenim ben sizi hiç unutmadım diyor.Çok öğretmen gördük ama benim gönlümdeki sensin.Hep taktir alıyorum.Ayrıca yanında da başarı belgesi.
  Mektup yaz Emine diyorum.
  Nasıl yazarım öğretmenim diyor.O sırada dank ediyor kafam.Emine mektubu yazacak-köyün şöförüne verecek-yalvaracak unutma gönder diye-o unutmazsa gönderecek-üstelik bir de para gerekecek.
 Tamam diyorum ben yazarım sana.Fotoğraf ta istiyor.Hala bakarmış resimlerimize.Hala anarmış beni.
  İşte bugün dedimki^İyiki Öğretmen Olmuşum.^Kim ne derse desin.Bugün yaşadığım mutluluğu anlatmak imkansız.Bugün bir çocuğun yüreğinde hala sevgim var ise dünyanın en zengini benim.Zengin olmaya da devam edeceğim...

Barefoot Books

  Uzun zamandır Bora'ya izletmediğim için ben de izlememiştim.Bugün bir baktım yeni videolar eklenmiş.İzlemesi çok keyifli.Okulda çocuklara da izletiyorum.Görsel sanatlar dersi için yaratıcı fikirler var.Keşke bizim ülkemizde de böyle yaratıcı,eğitici görseller olabilse,gerçekten çocuk gelişimine önem verilebilse...ama GERÇEKTEN!



Diğerleri burada.Malesef yüklemede sıkıntı oldu.İdare edin artık..








18 Eki 2012

Yeni Kitap

  Babası Bora'ya her hafta birşeyler getirme etkinliğine başladı.Her pazar Almancı bekler gibi bekliyoruz babayı.Acaba bize ne getirecekten ziyade kendisini özlediğimizden canım.
  Cuma günü giderken Bora değişik itfaiye istedi ve gelene kadar:
  -Baba angayaya ditti,deşih ihfaye aycah!diye söylendi durdu.
  İtfaiyenin yanında süpriz bir de kitap geldi.Çok sevdim ben.Görseli,öyküsü harika.Bora da beğendi tabi.
  Farkında olmadan genelde Feridun Oral kitapları almışız.Öyküleyen ve resmeden kendisidir.E.nin de hemşerisi!
  Keşke bende çocuk kitapları yazabilsem.Hedeflerim arasında aslında.Hep sıraya koyupta uygulayamadığım hedeflerimin.







Posta ek yapmak zorunda kaldım.Bugün diğer yeni kitabımız geldi.Yine Feridun Oral.Yine çok güzel.




17 Eki 2012

Yine Yeniden

  Başlık iç karartıcı,malum konu da öyle.Kuşumun yine kulağı akmakta.Bugün kanamalıya döndü üstelik.Yine koştuk doktora.Dış kulak iltihabı bu seferki.Antibiyotikle başlayacağız tedaviye,geçmezse damlayla devam edeceğiz.Ateşi,huzursuzluğu ve ağrısı yok çok şükür.Sadece akıntı.Ayrıca Sağ kulağındaki tüp düşmüş.Ama onunla ilgili değil tabiki bu durum.
  Bazen abartıyormuyum bilmiyorum ama maşallah Bora çok dirençli bir çocuk.Takip ediyorum (bir tez değil tabiki)kusurlu çocuklar biraz daha dirençli sanki.Neyse durum bundan ibaret.Yarık damağın acısı daha ne kadar sürecek bakalım.
  Bu

6 Eki 2012

22 Aylık Gelişim

  Bora büyüdükçe anlatılacaklar çoğalıyor,fakat ben anlatacak kelime bulamıyorum.Yeni yeni arkadaşım(Boraca agidim) olmaya başladı.İnsanın evladıyla dost olması başkaymış.Büyüdükce inşallah daha da bir güzel olacak eminim.

  *İletişim kurmayı artık daha iyi beceriyorsun.Konuşamadığın bir kelime,anlatamadığın bir derdin yok artık.
   Bununla beraber hayal gücünü fark ediyorum artık.Hayali oyunlar kurmaya,okuduğun kitaplardan,gördüğün resimlerden öyküler üretmeye başladın.Hatta bazen bana masal bile anlatıyorsun.Bunu geliştirme çabasındayız.Biliyorumki yaratıcılığını geliştirmek çok önemli.Sen çocuksun ve hayal gücünle büyüyeceksin.

  *Sosyallik anlamında iki yaş sendromunu seziyoruz artık.Dünya seninmiş gibi davranıp ^menim o^ savunmasını günde belki 50 kere yeniliyorsun.Özellikle biricik arkadaşın Fatma bundan çok etkileniyor.Paylaşma sıkıntısı değil bu biliyorum.Büyüdün ve artık benliğini sahip olduklarınla ispatlamaya çalışıyorsun.Çok üzerine gelmeden paylaşma konusunda ikna etmeye çalışıyoruz ama çok ısrar etmiyoruz.Buna rağman hırçın değilsin ve inatlaşmıyorsun.İtaatkar demek istemiyorum ama söz dinliyorsun.Ama bazen özellikle dışarda veya başka bir evde alıcılarını kapattığın oluyor.

  *Televizyon keyfi yapmaya başladın.Sabahları ablan gelene kadar kendimize hazırlanma şansı olarak kontrollü bir şekilde tv izlemene izin veriyoruz.Belki bazılarınız kızacak ama şu pepe calliu falan hoşuma gitmiyor.Minika çocukta daha yaratıcı çizgi filmler var.Öğretici dediğiniz o çizgi filmler ebeveynlerin yerini tutamaz.Bana göre hiçte öğretici değil.Tv izleyecekse eğlendirici ve yaratıcı olmalı.Öğretici değil.Ben böyle düşünüyorum.

  *Yemek konusunda maşallahın var.Çocuklar oyun çağına eriştikçe yemeden içmeden kesilirler,sen acıktımm diye kapıları tırmalıyorsun.Sabah bir uyanıyorsun -Bardağa düt goy, kahvaltıya kadar mızırdanıyorsun.Akşam diyorum;
  -Hadi annecim sofrayı hazırlayalım mı? başlıyorsun,
  -Acıktımmm!Tabağa yemek goy.Bilav iddiyom,üzüm iddiyom,magayna yada goyba.....Liste böyle uzayıp gidiyor.Sabırsızsın anladım.Anası kılıklı:)

  Hal böyle iken değişik birşey yediğinde,Meraklı bir gurme ifadesiyle,
  -hıımm anne bu ne? diye soruyorsun.

 Bilenler bilir Boranın şef olmasını çok isterim.Hani şu mucize lezzetler yaratanlardan.Belki diyorum bazen.Bu arada mutfak işlerine ortak olmaya başladı.Geçenlerde beraber kek yaptık.Bakalım...

  Bu arada bu sabırsızlıktan dolayı hala kendi yemeğini kendin yiyemiyorsun.Başlıyorsun ^sen yediy^demeye.İkna etmeye çalışıyorum ı ıhh.

  *Acaip su içiyorsun.Hayret ediyorum bazen.Karsta çalışırken bir arkadaş otobüste muavinden su istemiş.Muavin azarlamış arkadaşı,
  - Tuz mu yaladın hemşerim diye:)
 Her su içtiğinde aklıma bu geliyor nedense.Su içmek kadar en sevdiğin oyun aracaın.Hala bardakla su içtikten sonra tüm vücudunu şöyle bir siliveriyorsun.Bir bakıyorum Boranın eli bardağın içinde clop clop.Sokaktaki minnacık bir su birikintisine atlayan oğlum benim,banyodan çıkınca ^çıkmıcamm^diye ağlıyor.

  *Ablan sağolsun hergün bir etkinlik yaptırıyor sana.Eve bir geliyoruz panoda yeni eserin.Çok seviyorsun,kalemi,hamuru,boyayı.Bende buna ek olarak montessori çalışmalarına başladım.Daha çok ince motor hareketlerini geliştirici etkinlikler yapmaya çalışıyorum.Sıkılmadan dikkatlice yapıyorsun.Ben senin o dikkatini çok seviyorum biliyor musun?

  *Üst giyme çabalarına başladın.Çorapları ve tüm kıyafetlerini kendin giyip,çıkarmaya çalışıyorsun.

  *Tuvalet eğitimi konusunu ertelediğimi söylemiştim.Hala kakayı haber veriyorsun ama hala ayakta yapıyorsun.Sorduğumda beze yapmayı tercih ediyorsun.Üstelemiyorum,sanırım yaza kaldı.

  *Az önce geldin:
  -Annee öp öp,goca kafayı vurdum,goca gafa acıdı .Öp dedin.Hala gülmekteyim.Koca kafa seni:)

 *Canın pek kıymetli yaw.Biri dokunsa ağlıyorsun,ama numaradan tabi.Bir ara düşünce de ağlardın.Neyse zamanla alışırsın oğlum can yanmalarına.

  *Hayvan sevgisi ilgisi devam.Kendilerini tanıyıp sesleri çıkarmanın yanı sıra,artık hareketlierini de taklit ediyorsun.Kurbağa gibi zıplıyor,kuş gibi uçuyorsun.Sebebini bilemesek de en çok ; deniz yıldızı , balina ve köpek balığı oluyorsun.
  Arı-bal,tavuk-yumurta,inek-süt gibi eşleşmelerin farkındasın.Bazen benimde bal yaptığımı iddia ediyorsun.İltifat kabul ediyorum.


  *Şekiller,renkler,sayılar ve neredeyse alfabenin yarısını biliyorsun.^Şurda  ne yazıyor oğlum dediğimde^
  Cevap : aiooa!Bu kadar.Ama Panora yı süper okumuştun Bora:)

  *Bir anneciliktir gidiyor.Babayı kaldır oğlum -yok.Babayla git oğlum-yok.Bir haller var,anlayamadık.

  *Uyku yine aynı.Öğlen 13-15,akşam 22-07 suları.Ama geceleri coştun yine.Eskiye dönüş yaptık.Saat 4ten sonra mesain başlıyor.Geçer heralde,napalım?

  *Seni kız sanıyorlar Bora sürekli.Kestirmiyoruz saçlarını.Neredeyse tüm belde seferberlik ilan etti saçların için.İnadına kızım diye seviyorlar.Bilirsin garipler bunlar.Kendilerinin herşeyi tam da senin saçın mesele kaldı.Ne zaman dışarı çıkarsam:

   -Hoca kestir bu oğlanın saçını.Yediği saça gidiyor,yazık kilo alır bak ne kadar zayıf!ifadesini duyuyoruz.

  Kars'ta çalışırken,görev yaptığımız köyde su yoktu ve ben sürekli bitlendiğim için saçımı 3'e vurdurmuştum.Çocuklar görünce şok oldular.Çünkü onlara göre de kızlar saç kestirmez,günahtır.Herhangi bir kız saçını kestirirse tanıdığı biri ölür.Bu sefer ben şok oldum.Erkekler de kestiriyor neden kimse ölmüyor dedim ve onlar erkek dediler.İnanın uzun bir süre ölüm haberi bekledim.Küçük yerlerde yaşamak insanı küçük düşündürüyor.Asıl mevzu ne:Memleketimin insanları saçla ilgili yüzlerce batıl uydurabilmiş ve buna inanan yüzlerce insan tesbit edilmiştir.

  *Dişler de bir gelişme yok.
  4 tane alt
  4 tane üst
  2 alt üst sağ azı
  2 alt üst sol azı.
  12 diş tamamdır.

  *Bu aralar Nuran Teyzenin bahçesine gidip elma topluyoruz beraber.Çok seviyorsun.Şanslısın aslında.Hem köyü hem kenti tanıyorsun.

  *Büyüyorsun işte tosunum.2.yaşını doldurmana çok az kaldı.Çok söylüyorum belki;çok çabuk büyüdün be oğlum.Tadını çıkaramadım sanki.Kardeşe de üşeniyorum artık.Meslek hatası planlarımı bozdu.Şimdi yorgunum,masal anlatma zamanı.

24 Eyl 2012

Sarp'a Dair

  Yarık damakta neymiş dedim okuduktan sonra.Pişman oldum yaşadıklarımdan.Ufacık bir hapşırığından bile iç çekmemden.Acıma değil hayır,çaresizlik bunları düşündüren.Keşke yapacak birşey olsa.Belki sizin vardır,ne dersiniz?

  Sarp'ın hayat mücadelesine bir bakın bence.

23 Eyl 2012

Yeni Aktivite Ürünleri

 Herşeyde olduğu gibi oyuncak ve aktivite ürünleri de toptan alındı Bora'nın.Artık bu son gibi geliyor.Bundan sonra daha çok yap-boz yada sanatsal ürünleri tercih edeceğiz sanki.Bakalım zaman neyi gösterecek.







Yine bir daldık İkeaya,zor ayırdılar bizi.Tamir seti(doktorumuz önermişti),parmak kukla ve abaküs.Diğeri eski!Ama Bora en çok onunla vakit geçiriyor.İtiraf ediyorum ,adını bilmiyorum :)










Bora aydedeye bayılır.İkea aydede gece lambası.







   İkea kitap düzenleyici.Şansımıza sadece ^B^ harfinde.Yada biz öyle anladık:)


  İmaginarium düdük yanında duran köpekte.(düdüğü de doktorumuz önermişti.)









Yine İkea oyuncak çekmecesi.Kararsız aile olaraktan tam 1 saat çekmece rengi ayarlamaya çalıştık.İyi de oldu valla.



     Ve Bora'nın evimizdeki kocaman alanı.Fotoğrafı aceleyle çektim.Kötü kabul ediyorum.






***









Bunlar da mothercare ürünleri.Kahvaltı seti,parmak boya,aqua doodle,magnetli harf ve sayılar,iki parçalı taşıt ve hayvan puzzle,mıknatıslı balık avı.




***


İmaginarium yazı tahtası.Magnetli bulabildiğimiz tek ürün.Bir tarafı tebeşir,diğer tarafı yazı kalemi ile kullanılıyor.Tebeşir ve yazı kalemleri.

***

Çocuklar artık kendilerine ait mekan isterlermiş.Benim diyebilecekleri bir yer.Önceleri bahça evi alalım dedik.Ama onu eve sığdırmak pek hoşuma gitmedi.Çadır aldık sonra.Gerçekten bora için bir mekan oldu.Dedesi içine yatak da yaptı.Bora şimdi evine herkesi almıyor.Özellikle de dişileri :))


***

Bu da patates kafa.Doktorumuz önermişti yine.Bora en çok gözlükleri seviyor.Takıp takıp dolanıyor.




Üç parça puzzle.Zor geldi Boraya.Şimdilik kaldırdık.

***

Bunlar dışında bir çok kalem,boya ve rengarenk kağıtlar aldık.Resim yapmasını çok istiyorum.O da seviyor.