31 Ara 2012

Yeni Yıl

  Öncelikle sağlıklı , huzurlu , neşeli , tayinimizin çıkacağı , herşeyin elimin altında olacağı , kalorüferli ,  temiz ve sıcak sulu , araba sürmeyi artık öğrenebileceğim , borçsuz ,harçsız , sorunsuz , boranın bezini bıraktığı ve yatağında yatmayı tercih edeceği , Emrahın okulu bitirip yanımızda olacağı , müdürden izin almak zorunda olmayacağımız , kafama koyduklarımı ertelemeyeceğim , soraban abaküsünü kullanıp  Kur'anı Kerimi öğrenebileceğim , özgüvenimin doruklara ulaştığı ,unutkanlığımın son bulduğu ,zırt bırt girdiğim depresyonların yok olduğu , öyle sıradan bir yıl diliyorum.Mucizelere açığız yinede :))




Sağlığı olmayana sağlık , eşi olmayana eş , işi olmayana iş , borcu olana para , çocuğu olmayana da çocuk getirsin 2013.Herşey gönlünüzce olsun....

30 Ara 2012

Bir Pazar Sabahı

  Güya haftasonu Ankaraya gitmeyip bizimle kalan baba kahvaltı sonrası kendini yatağa atar.Bense gayet dincim.Oğlum dün rekor kırarak 9:30 bugün ise 08.00 de uyanmış.Nasıl dinç olmayayım?
  -Anne sen söyle ben oynayım.
  -Öyle değil.ringo degil anne bingo bingo!!
  -Anne ev yap bana sandalyeden.
  -Anne evde kertenkele var.Kertenkeleeee gel oynayım senle.Annen nerde kertenkeleeee,dur çağrıyım anneni mutlaktan.Annesiiii kertenkelenin anneesii gel yavrun evimden çıkmıyoorrr.
  -Gel oğlum meyve getirelim belki o zaman evinden çıkar.(portakalı yedikten sonra kabuğunu kertenkeleye vermeyi teklif ettim,azarı da yedim tabi).
  -Olmazz anne kabuk olmazzz!dişine batar,sonra acır,doktor teyzeye gider!
  Bunlar benim seneryolarımdan bazıları.2 aydır uyarmayıp kendi haline bıraksamda çocuk unutmamış işte.Sözüm ona koruduğumu düşünerek ne fenalık etmişim.Şimdi özgüven diyip duruyorum.Allahtan çocuk benden akıllı da valla kendini kurtarıyor.
  Neyse seviyorum hafta sonlarını bu sıpayla zaman geçirmeyi.Artık her hareketi değil ağzından her çıkana şahit olmayı.Çok komik ya ölüyorum gülmekten.Uyanık sıpa , seviyorum seni.Şimdi gelmiş dibime 'İyiki doğdun anneee' diye bağrıyor.Müsadenizle mıncıklamalıyım ....

27 Ara 2012

Bugün Benim Doğum Günüm :)

Evet bugün benim doğum günüm.Sabahtan beri bir şarkı dilimde ve bugün uzun zamandır olmadığım kadar keyifliyim.
Dünya dönüyor sen nedersen de yıllar geçiyor farketmesendeee!!!!
Kabul son bir ayda herşeyi üst üste yaşadım.Üstelik böyle özel günlerde basan hüzne kapımı açmadım.Bugün dünyanın en şanslısı benim.Önce minik yavrularım süpriz yaptı.Nerden öğrendiler bilmiyorum.Tahtayada yazmışlar.
'İyiki doğdun Öğretmenim.Sizi Seviyoruz.Semiha-Emrah-Bora-Aslı'
Yaş 32!
Güldüm tabiki.Sonra ağlaştık!
Öğlen eve geldiğimizde ise kapıyı bir açtım ablasıyla Bora süpriz hazırlamışlar.'İyiki doğdun anne' 'Seni çok seviyorum ' diyen  bir yavrum var.Ağladım tabi yine...



Aslında ne gerek var kutlamları anlatmaya.Uzun lafın kısası yaşlanıyorum işte.Bu kadar yaşa ne sığdırmışım bilmem.Bugün kendimi seyredesim var film gibi.Hatırlamak istediklerim var unuttuklarımın yanında.Ama en çokta şükredesim var yine.Böyle bir yavruya ve eşe sahip olmanın varlığıyla.Tüm sevdiklerim ve sevenlerimin sağlığına.

İyiki doğdun anne şarkısı sürdü akşama kadar.Şevke geldim uzun zamandır çalmayı planladığım şarkıyıda çaldım fülütümde kendime hediye.

İyiki doğmuşum ve iyiki doğurmuşum seni Bora.doğan büyüyor diyeceğim yine.Eskiden bu yaşlar çok büyük gelirken şimdi o yaşlardayım işte.Bora'da büyüyor.Su gibi geçiyor zaman.

Dilerim ömrüme sığdırabildiğim sevenlerimle, ömrümde yapamayıp kursağımda kalan hayallerimin gerçekliğinde , ama sağlık ve huzur dolu bir ömür benim olur.Hepimizin olur:)



20 Ara 2012

Baba İşte

  Dünki buhrandan sonra hayır dedim bugün gülmelisin , neşen okunmalı yüzünden.Bu kadar abartacak birşey yok....
   3.dersin sonuna doğru geldi haber.Babam alınmış ameliyata.Buralarda panik oluyorum diye söylememişler meğer.Oh dedim şükür , şimdi duayla bekleme zamanı.
   Çıktı haberi geç geldi oldukça.Ona da bahaneler uydurdum , polyannaca.Nerden bilirdimki soluğunun kesilipte hayata dönmeye çalışacağını!Nerden bilirdim , içimdeki sıkıntıdan başka.İki gündür yüreğimi sızlatan  amaan onda ne var olur biter diye küçümsedikleri operasyonu.Kime anlatabilirdim yanında olamamanın yokluğunu.Bilsem aldırış edip düşünürmüydüm ya küçümsenileceği , ya şüpheneliceği , yada akıl verileceğini.Öğretmensin ya 3ay tatilin var.Yıl içinde sen , eşin , çocuğun , ailen , ne iyi ne kötü günün olmamalı.Sınıfının boş geçen zamandaki vebali ne ola?
  Baba işte.Hepinizin babası gibi sıradan.Ulu bir çınar gibi dimdik ayakta duran.Bilmemişizki hiç hasta olduğunu , öyle saklamış ki kendinden bile yokluğu.Taa küçüklüğünde başlamış mücadelesi. Önce fakirlik sonra okuma gayreti sonra evlilik çoluk çocuk. Kendini bir an düşünüp yaşamamış. Anlatır hep alınan lastik ayakkabılarını sadece okula giderken giydiğini onun dışında yalın ayak gezdiğini. Yemeklerinin dut ve bulurlarsa ekmek olduğunu. Okumak için çocuk yaşta gurbetlere düşüp dayısının otelinde masaların üzerinde sabahlayıp çalıştığını.Askerde karpuz kabuğuyla yemek yediğini. Onu iş sahibi eden bir komutanının olduğunu. Hep öğrenme aşkıyla yandığını. Bunun için hayatımızda her şeyin ustasının baba'm olduğunu..Bu uğurda 65 yaşında ehliyet aldığını ama araba aşkıyla yanıp tutuştuğunu...
   Baba işte öyle sert değil. Dişiden bile daha yumuşak daha masum.hele bizi yolcularken uzaklara sırtında bir kamburu daha oluşur. Omuzlarını çeker içine çocuk gibi ,gözyaşlarını tutuşturur.Herkesimi sever bir insan diye kıskandığım kimi zaman.beni farklı sevmesini istediğim .Hani derler ya doğana beşik - ölene tabut baba'm. Herkese koşturan adı iyilik babam.
  Nasıl affederdim kendimi neye sığınırdım bilmiyorum. Şimdi sadece şükür dilimde.Yine anlayamaz kimse bilirim.Sadece iki kelime formaliteden. Geçmiş olsun!Geçiyormu hemen öyle.Diniyormu sızısı .Unutuluyormu korkusu.
  Can babam canan babam.Şükür Rabbim seni bize bağışladı. Ama bir korku sardı beni , ya sonra.Yaşlandın mı babam? Yada illa yaşlanmak mı lazım gitmek için bu hayattan!Kurtulsam bu uzaklardan doysam size , yetişsem her imdadınıza , anın adı olsa geçmesini beklediğim gün dışında.
  Kimse baki değilse eğer niyeki bu kargaşa bu hırs. Sevdayla yanmak dururken niyeki üşüdüğümüz tutuşturamadıklarımızda. Valla kıymetini bilmek lazım herşeyin. Ailenin eşin dostun zamanın. Geri getirebileceğimiz hiçbirşey yok. Cebimizde sadece bugünden hatıralar o .Yine ders aldım milyonlarca .
  Ve seni seviyorum babam gönlümce.ve gurur duyuyorum kızın olduğum için.İnşallah daha geçireceğimiz nice güzel günlere.Allahım seni başımızdan duanı üzerimizden eksik etmesin.



18 Ara 2012

...

   Babama gece 12 den sonra birşey yeme diyip , sabah saat 8 e ameliyat randevusu verip , 14:30 a kadar bekleten ;ameliyat önlüğünü bile giydiripte aa anestecinin mesaisi bitti başka zamana bekleriz diyen Hacetttepe Hastanesini , yurdumun sağlık sistemini = en başta 70 yaşında ilk ameliyatını olacak olan babama yanında aynı stresi yaşayan anneme ve ablama , taaaa buralardan yüreği hop oturup hop kalkan babasının yanında olamadığı için vicdan azabı çektiren bana yaşattıklarından ötürü yuh!!! diyorum başka birşey demiyorum.

Etkinlik


  İşte yeni etkinliğimiz.İlham kaynağım var tabiki.O kadar yaratıcı değilim malesef.







   

   İki katlı otopark :) evde 3 rulo vardı kolonlar eksik oldu , ama olsun Borayı ilk yaptığımız zamanlar eğlendirdi.

Yine Kitap

   Aydede çılgını Boraya iki tane Ay kitabı.Memo ve Ay'ın görsellerine bayıldım ben.Öyküler de gayet güzel.Kitap seçimleriniz için hergün bir kitap tanıtan birdolapkitap ı tavsiye ederiz.






Aç Tırtıl'a geç bile kalmışız.Dünyada her iki dakikada bir satılan , 47 dile çevrilip toplam satıı 30 milyonu aşan keyifli farklı bir kitap.



Son kitabımız Uykusuz Bir Gece.
.

Filmlerim

  Bu aralar tarihe sardım.Kaldırdım tüm romanları tarih okuyorum artık.Yakın uzak , yerli yabancı farketmez.Öğrenmek istiyorum.Film tercihlerimi de etkiledi tabi bu durum.İşte yeni seyrettiğim film.

Hotel Rwanda

   2004 yapımı Rwanda'da geçen Tutilerin Hutuları Fransa ve Belçika desteğiyle katletmelerini anlatan bir film.Uzakta değil 1994 te yaşanmış gerçek bir olay.3 ayda vahşice öldürülmüş 1 milyon insan ve cesetlerin üzerinde kutlama yapan diğer insan!lar.Etkilendim.

14 Ara 2012

Şüphe

   İsyana bile dilim varmıyor.Korkuyorum.Biz hep korkularla büyümedik mi zaten.Haksızlık etmekten kork , vicdanndan kork , annenden-babandan , polis amcadan , amirden müdürden....Hep kork!Aman kızım kimseye bulaşma sen affet , özür dile diye ezik büyütülmedik mi?Saygınlık dediğimiz terimi ezikliğe biz çevirmedik mi?

   Yine beynimde kelimeler ve her defasında olduğu gibi kurduğum hayali cümleler.Ama bunu kendi kendime yapıyor zorunda olmam acıtıyor beni.Yok artık polis amcadan korkmayacak kadar cesuruz ama saygınlığımızı bırakamadık henüz.Bırakamadık şükür deyip beterini düşünmeyi.Her ne kadar düzen bu desenizde olmaz arkadaş , düzen bu olamaz.Düzen dediğiniz ,iyiyi kötüyü ayırmıyorsa , ayrımcılık yapıyorsa , bir lafı bir sözünü tutmuyorsa ve gücü yettiğineyse , dürüst değilse ....Düzen bu mu?Yurdumun her yeri bumu?

  Gerçekten kendisi için yaşıyamıyor insan.Öğretmiyorlarki.İçine yüklemişler bir vicdan , o kadar.Önce anneni babanı mutlu etmek için yaparsın , sonra çevrende itibar kazanmak için , sonra iyi eş ,iyi anne , iyi çalışan , iyi komşu , iyi arkadaş , iyi vatandaş....Hep duruma göre iyi , olumlu , düzeltici olan.Birde oturup beterini düşünüp şükredersin.Sonra ne görürsün = HİÇ!

  Şükürle isyan çatışmada bugün.Şeytanla melek gibi.İçimdeki meleğe şeytan kıyafeti giydirmeye çalışıyorum olmuyor bir türlü.Ben olamıyorum.Ben memurluğunda haksız yere fişlenerek sürülen , evi barkı sokağa bırakılan ve özür dile dendiğinde 'suçum yok özür dilemem 'diyen babanın kızıyım.Haksızlığa göz yumamayacak kadar mert.Yerim yoksa sizin çemberinizde bırakın yalnız kalayım.Kendi korkularımla bırakın , ben kendimi tartayım.

  Bunları sadece şüpheleniyorum kelimesi üzerine yazdım.Tek şüphem benim sağlık ve huzura dair.Sizinkiler sizde kalsın.Ama bizi incitmeyin artık.Lütfen!

  Unutmadan korkmuyorum artık hiçbirinizden.Dedim ya benim korkum varsa o da sıhhate dairdir.O kadar!

8 Ara 2012

2 Yaş Gelişimi

  İkinci yaşında ;

  * Sürekli annesi ve babasıyla uyumak isteyen,
  * Uykuyu iyice azaltıp 23te uyuyup sabah 7 de uyanan,
  * Uyuduğu andada deli gibi ordan oraya dönüp duran,
  * Yemek konusunda sorun çıkarmayıp , tanımadığı tatlara karşı çekingen davranan,
  * Sürekli konuşan , durmadan soru soran (hiç birşey bulamazsa ben ne yaptım?diye soruyor)
  * Anneye biraz daha bağlanan,
  * Yalnız başına oynamayan , sürekli yanında birini(ki o biz oluyoruz) isteyen,
  * Oyuncak çekmecesini gün boyunca açmayıp;
  -Ipad istiyom baba,elimden alma bişey bakıcam,
  -Ne bakıcan oğlum?
  -Ayakkabı!
  gibi bahanelerle Ipad isteyip günde 5 posta ağlayan,
  * Kitap delisi olan(eline alır istediğini -Anne bunu oku der kurulur yamacıma),
  * İki yaş sendromunu hafif yaşayan (sadece beni kıskanma ve onun olanları paylaşamama dışında bir sorun yaşamadık şükür.Ama işin ilginç yanı dünyayı onun sanyor),
  * Hayali oyunlar oynayan(işte buna bayılıyorum.Oyunlarında sürekli bir hayvan var.Ya onunla oynayan,yada onu kovalayan),
  * Hafızasına hergün hayran bırakan(taa Ankaradakilerin neler yaptığını,ne dediğini hatırlayıp anlatıyor.bende çok unutkanım bu aralar.Emrahın yorumu ne?bütün zekamı Bora almış.Hani çocuklara zeka anneden,cinsiyet babadan gelirmiş ya),
  * Sorunları çözmede hala beceriksiz olup anneye şikayete gelen,
  * Kendini hiç yormayan , üzmeyen ,
  * Canı çok kıymetli olup , kendini garantiye almadan adım atmayan ,
  * Tuvalet eğitimini reddedip ve onca para verip aldığım lazımlığa oturmak yerine canı istedimi banyoya,yere işeyen,
  * Girişkenlik konusunda açılımlarda bulunup sadece ilk 2 dk huysuzlanan,
  * Başka çocuklara karşı önyargılı olup , oynamayıp , paylaşımda bulunmayan,
  * Banyoyu , suyu ve suyla oynamayı ve hatta içmeyi çok seven ,
  * Müziğe karşı yatkınlığı olup , en az 10 şarkı bilen ve oynarken uyduruk besteler yapıp söyleyen ,
  * Yabancı ve dışardan gelen seslere karşı korkak olan ,
  * Mizacının bir köşesinde korkaklığ barındıran ,
  * Ağlama ve küsme silahını bu aralar sıklıkla kullanan ,
  * Çikolata ve tatlıya bayılan ,
  * Her yemek yaptığımda ayaklarımın altında dolanıp bende bakıcam diye söylenen ,
  * Sürekli bulduğu her şeyi sürükleiy oynamak isteyen ,
  * Mandalinayı yemeyen ,
  * Renkelri , şekilleri ,sayıları ve harflerin çoğunu bilip ve en önemlisi yaşantısında kullanan (anne bak kapı dikdörtgen!),
  * Kıyafet konusunda bazen seçici davranan ,
  * Bebekken ne yaptığını sorup duran (artık tanıdıklarınında bebekken ne yaptığını merak ediyor ),
 
   Yakışıklı , akıllı , uysal annesinin tosunu bir Borayım işte...
 

6 Ara 2012

Uçtu Uçtu Kuş Uçtu

   Bugün ablamız hastaneye gitmek zorunda olduğu için evde , oğlumlaydım.Çalışmamaya heveslenmenin dışında oğlumla çok keyifli vakit geçirdim.Zaman su gibi geçiyor.Hemencecik akşam oldu ve benim bir günlük kaçamağım sona erdi.

  Dün babası Boraya yeni bir oyuncak yaptı.Etkinlikte denebilir.Taşıtlara ilgisi olan bora bayıldı.Bizde çok beğendik.Da da da dammmm.İşte karşınızdaa Kuş artık uçuyorr...





Sabah binmiş uçağına:
-Anne bin İstanbula didiyoz.
Öyle artık her yere uçakla gidiyoruz biz.

Sonra gözlük diye tutturdu.Malum koskoca pilot güneşten rahatsız olmasın.

Uykudan önce ise cd kafa yaptık.,el emeği göz nuru kuşumun.



Hergün tatil olsa hayat bana.Doya doya oynasak,eğlensek , konuşsak kuşumla...


4 Ara 2012

Mızıka :)



  Bir mızıka insanı ne kadar mutlu eder bilemezsiniz.Nefesli çalgılar benim için vazgeçilmezdir.bir ara ney e heves etmiş ancak yan fülütte soluğu almıştım.Kursuna gittim ama hamile olunca malum yollara dayanamadım ve kendi kendime öğrendim.Nota pek bilmem, müzik kulağım vardır işte.Oğlumuda hep yan fülüt çalarken hayal etmiştim.Malesefki yarık damak o hayalimide suya düşürmüştü.Ameliyat sonrası sormuştum Figen hanıma 'yan fülüt çalabilir mi?'diye.bir hastasının Yurt dışı orkestrasında obua çaldığından bahsedip ümitlendirmişti beni.



  Arkadaşım P.Boraya doğum gününde mızıka hediye etti.Bora şimdi mızıkadan ses çıkarabiliyor.Demekki Fülütte çalabilecek.Gerçi o piyano ve orgtan daha çok hoşlanıyor gibi.Bakalım zaman ne gösterecek.
 

Sosyo-Gezi



  Bahsettim ya illa sosyalleşicem bu aralar.Ülkenin hava durumuyla hiç bu kadar haşır-neşir olmamıştım.Her hafta Ankaraya gitmek zorunda olan eşimi 'hava güzelmiş, gitmede gezelim' diye bağlıyorum.Halbuki adamcağız pazar günü gelip gezdiriyor.Yok ama pazarda evde dinlenmek istiyor insan.Her hafta bu son daha inemeyiz diyoruz , bakıyoruz hava yine iyi.Siz eğer inemeyiz kelimesine taktıysanız :biz dağda yaşadığımız için buralarda inme=gezme demek.Yani sahile doğru iniyorsun işte.




  Artık Ordu -Fatsa kesmez oldu.Samsun'a takılıyoruz.Tabiki Bora için canım!Karar verdim insanın yaşadığı terde deniz olmalı arkadaş.İçin açılsın şöyle.Ne o avm köleliği.Samsun bu konuda gerçekten çok iyi bir yer.Büyükşehir bir kere.Herşey elinin altında.Denizi yeter.Altını üstüne getirdik sayılır bir günde.Haa yol 3 saat , çok kıymetli yani.




 Önce rotamıız Doğu Park hayvanat bahçesi oldu.İyi hoşta yazık o hayvanlara.Bir ayıya acıyacağım hiç aklıma gelmezdi doğrusu.Öyle bir bakışı vardı ki hala gözümün önünde.Kurtarın beni der gibi.










  Batı Parka gittik sonra.Çocuk parkı , sahil piknik alanı ....yok yok.Bu arada tarih 1Aralık ve bizde mont bile yok.En önemli tarafı Bora ilk kez düştü.Yani çok düştü de ilk kez yaralandı.Amannn bir ağladı.Altı üstü avcu sıyrıldı biraz.Öptürdü , yalattı yok.Çocuğun canı çok kıymetli.Yavrum park mı görmüş.Şehir çocukları hep iteleyip kakaladı kuzumu.O da yazık korkuyor onların bu coşkulu saldırgan hallerinden.Tam merdivenleri çıkarken bir grup çocuk hurraaa koşturuyor, benimki kımıldamadan duruyor , ortalık sakinleşince -sıra bende anne- deyip basamakları tırmanmaya devam ediyor.




  Boranın düşüş kazasından sonra ben iki parmağımı arabanın kapısına sıkıştırdım.Allahım o neydi öyle.Çok şükür birşey yok ama öldüm öldüm dirildim.(Dünde Borayla merdivenden düştüm.Tabi ona bişey olmasın diye kendimi yerlere attım ve bacağım msmor.Evde kırdıklarımdan bahsetmeyeceğim bile.Kızlara göre nazar varmış!Bana kimin nazarı değerse:)))



  Neyse uzun lafın kısası çocuklar gibi şendik işte.Hava hep sıcak olsun.Ben hep gezeyim ,nerde ne varsa yiyeyim ,tayinim Samsun'a çıksın.Samsun'da ömrümü sürdüreyim.Yine mi çok şey istiyorum?










3 Ara 2012

Rice Noodles

  Yazmadan edemeyeceğim napayım.Ne Borayla , ne benimle , ne blogla hiç alakası yok.Sadece boğaz meselesi.Evet rice noodles.Yani pirinç eriştesi.Ankarada arkadaşım Pnin bakıcısı Filipinli.Her eve lazım türden , yemin ederim mucize!Yazın bize yöresel yemeğimiz diye yapmıştı ve biz bayıla bayıla yemiştik.Sonra büyük marketlerde satıldığını görünce dayanamadım aldım.Netten tarif bakıyorum yok!Neymiş makarna gibi haşlanıp süzülüp yapılacakmış.Yok efendim haşlanmaz bu mantıksız.Aradım Pyi aldım tarifi ve nefis oldu.Evet hazırsanız paylaşıyorum.

  Ben sebzeli yediğim için sebzeli yaptım.Başka altarnatifi varsa sonra deneriz.Önce tavuk göğsünü küçük kuşbaşı yapıp kavuruyoruz.Sonra kabağı,taze fasulyeyi minik minik doğrayıp, havucu rendeleyip tencerede iyice kavuruyoruz.Daha sonra gerektiği kadar nodulu! ekliyoruz ve biraz sebzelerin buharıyla yumuşatıyoruz.Sonra az su ekliyoruz , pişiriyoruz.Pilav gibi yani , makarna gibi değil.Yanına da cacık sevdim ben.Türk usulü bişeyler olsun ama değil mi?Valla güzel oldu , benim çok bilen değişik yemekler yemekten hoşlanmayan beyim bile beğendi.foto yok canınız çeker sonra:)

  Buda internet alemine hediyem olsun.Filipinde nodul böyle pişiyor arkadaşlar :))

Not:Noodles okunduğu gibi yazılmıştır.Yapmasını becermişken , birde yazmasıyla uğraştırmayın beni.

Filmlerim


  Bu aralar sosyal insan olmaya adadım kendimi.Güya kendimle ilgili eleştirilerde bulunup değişimlere girişiyorum.Buralarda pek kolay olmuyor tabi.Ya gezersin,ya okursun , ya seyredersin.İşte bu aralar seyrettiklerim.Bollywod yapımı ikiside.Amir Khan filmleri.Öğretmen camiasının seyrettiği türden.Ölü Ozanlar Derneği misali.İkiside çok uzun, dizi kıvamında.İtiraf etmeliyim bir tanesini tam 4 gece uyuklayarak seyrettim.Ama güldüm, ağladım , eğlendim.Gerçekten çok basit , çok uzun ama eğlenceli.Sıkılırsanız meşhur şarkı ve dansları sarabilirsiniz.Müzik delisi olan ben özellikle 3İdiot taki şarkılara bile bayıldım.boş vaktiniz varsa seyredin derim...



Yine bir kahraman öğretmen filmi.Amerikada siyah-beyaz ayrımı ve çeteleşme sürecinde kaynaştırma sınıfı öğretmeninin mucizelerini anlatıyor.Seyre değer.Freedom Writers




vee son filmim.Yazarın kahramanına olan aşkını anlatıyor.Çok anlam çıkarabileceğiniz, ilişkinizi kurcalatan film.Açıkcası beğendim ben :)Ruby Sparks





Ne sosyalleşmişim ama ?