Belalı dişleri oğlumun.Bazen aklıma gelince (özellikle canımı sıkmak istediğimde) neden bu çocuğun dişleri böyle diye yakınıyorum.Dişler nasıl mı?Çok az sanki.Doktorumuz olabilir normal desede endişe içerisindeyim.Bazen yarık damaklı bebeklerde diş kökü olmayabilirmiş.Ama bu daha çok damaktan ziyade çene operasyonu geçiren bebeklerde rastlanıyormuş.Şimdi benim kuşumun üç üst,iki alt ve iki azı dişi var.
Herşeyi aykırı yaşayan oğlum bunu da enteresan olarak yapıyor yine.Sırasız,sayısız-belli belirsiz.
Diş perileri getirin oğlumun dişlerini :)
11 May 2012
Öğretmen Anne
Bloğu mesleğimden ayrı tutayım diyorum ama öğretmenlik öyle yapışmışki benliğime ayıramıyorum.Biz heryerde öğretmeniz.Okulda ,evde,gezmede,tatilde her yerde.Konuştuğumuz şeyler hep mesleğe hep öğrencilere yönelik.Ama dikkat ediyorumda hep sitem,hep şikayet cümleleri.Nedenini bulmak zor değil aslında.Bırakın hükümeti her yeni bakanla değişen yada alt üst olan ekmeğimiz.Emkeğimizle beraber heba olan emeğimiz.
Öğretmen çok basit bir meslek artık.Toplumda öyle eskisi gibi saygınlığı falan da yok üstelik.Bizim yaptığımız gibi SAYGISINDAN önünü ilikleyen öğrenciler,ilgilenemese bile mahçup olan veliler,öğretmeninin gözüne bakan idareciler yok artık.Öğretmen ne oldu peki?
Her yaptığı soruşturulan,ders anlattığı yetersiz görülüp akşama kadar okulda kalıp(ücretsiz)kurs açan,öğrenci evlerine gidip gidip çocuklarınızla ilgilenin diye yalvaran,okula öğrenci taşıyan servis şoförüne bile hesap veren,sürekli öğretmen değilmiş muammelesiyle başkaları tarafından öğretmenlik dersi verilen,öğrenci ve aileleri tarafından şiddete maruz bırakılan,sürekli 3 ay tatili!göze batan,işini eve götürmek zorunda kalan,başka çocuklarla sınırsız ilgilenip kendi çocuğunun hasta olmasına bile müsade olmayan,yenilerde yineden süt kontrolü yapan denek,özel hayatı hiç olmayan,hep örnek olmak zorunda olup senede bir hatırlanan ama bir yıl boyunca hiçe sayılan tek meslektir!
Şimdi mevzu yeni sistem.Bir bilmece olan kabul edildikten sonra hergün yeni genelgelerle yeni öğrendiğimiz 4+4+4.Başlama yaşı,öğretmeni,okul öncesi,okulu ,sınıfı hep muamma.En garibi başlama yaşının 60 ay olması sanırım.Yani bir çocuk 37 aylık anaokullu,60-66 aylık ilkokullu olacak.Olmayanlar günlük 15TL ile cezalandırılacak.Şehir merkezlerini hadi belki anladım.Bu ülkenin köyü var taşrası var.En başta fiziksel hazırlık var.Nasıl olacak bilmiyorum.Denenecek o kadar masum yavru ama olmayacak.Zamanında 6 yaş denendi ve bir sene sonra okula başlama yaşı takrar 7'ye alındı.Yani eşeği bilerek kaybedeceğiz,sonra bulduk diye sevineceğiz.
Fazla lafa gerek yok.Kimse hiç birşey bilmiyor.Eğitimci olarak yanıyor içim sadece.Kendime de acıyorum bir yerde.Kaç yıldır bu dağ başlarında ömrüm.Kaç yıl daha devam edecek.Zaman beni korkutuyor.Acaba yeni nesil nereye gidiyor?Neden kimsenin gücü yetmiyor,neden?
Öğretmen çok basit bir meslek artık.Toplumda öyle eskisi gibi saygınlığı falan da yok üstelik.Bizim yaptığımız gibi SAYGISINDAN önünü ilikleyen öğrenciler,ilgilenemese bile mahçup olan veliler,öğretmeninin gözüne bakan idareciler yok artık.Öğretmen ne oldu peki?
Her yaptığı soruşturulan,ders anlattığı yetersiz görülüp akşama kadar okulda kalıp(ücretsiz)kurs açan,öğrenci evlerine gidip gidip çocuklarınızla ilgilenin diye yalvaran,okula öğrenci taşıyan servis şoförüne bile hesap veren,sürekli öğretmen değilmiş muammelesiyle başkaları tarafından öğretmenlik dersi verilen,öğrenci ve aileleri tarafından şiddete maruz bırakılan,sürekli 3 ay tatili!göze batan,işini eve götürmek zorunda kalan,başka çocuklarla sınırsız ilgilenip kendi çocuğunun hasta olmasına bile müsade olmayan,yenilerde yineden süt kontrolü yapan denek,özel hayatı hiç olmayan,hep örnek olmak zorunda olup senede bir hatırlanan ama bir yıl boyunca hiçe sayılan tek meslektir!Şimdi mevzu yeni sistem.Bir bilmece olan kabul edildikten sonra hergün yeni genelgelerle yeni öğrendiğimiz 4+4+4.Başlama yaşı,öğretmeni,okul öncesi,okulu ,sınıfı hep muamma.En garibi başlama yaşının 60 ay olması sanırım.Yani bir çocuk 37 aylık anaokullu,60-66 aylık ilkokullu olacak.Olmayanlar günlük 15TL ile cezalandırılacak.Şehir merkezlerini hadi belki anladım.Bu ülkenin köyü var taşrası var.En başta fiziksel hazırlık var.Nasıl olacak bilmiyorum.Denenecek o kadar masum yavru ama olmayacak.Zamanında 6 yaş denendi ve bir sene sonra okula başlama yaşı takrar 7'ye alındı.Yani eşeği bilerek kaybedeceğiz,sonra bulduk diye sevineceğiz.
Fazla lafa gerek yok.Kimse hiç birşey bilmiyor.Eğitimci olarak yanıyor içim sadece.Kendime de acıyorum bir yerde.Kaç yıldır bu dağ başlarında ömrüm.Kaç yıl daha devam edecek.Zaman beni korkutuyor.Acaba yeni nesil nereye gidiyor?Neden kimsenin gücü yetmiyor,neden?
5 May 2012
Bora'dan Babasına Mektup
Canım Babam ;
Geçenlerde seni anneme sitem ederken duydum.Bloğunda senden hiç bahstememiş.Baktımki annem işten güçten fırsat bulamıyor,ben anlatayım dedim seni bu sefer...
Tanışalı çok uzun zaman olmadı aslında.İtiraf ediyorum beni en iyi tanıyanlardan birisin.Yine bir ilkbahar mevsimiydi,annem hissediyorum Bora geliyor dediğinde inanmamıştın ama ben sımsıkı tutunmuştum anneme.Annem hep uyurdu , sen hep kızardın.Oysa ona uyku veren bendim babam.Emin olduktan sonra önceleri anlamadım her zaman doktora gidiyordunuz.Sen kardeşime olanlar bana olmasın diye ,o sarsıntılı yollarda çok dikkatli sürerdin arabayı.Diğer arabalar kızardı sana ama biliyorum sen hep beni düşünürdün.Sonra doktor sırtımı kaşırken siz televizyon izlerdiniz annemle.Sonradan öğrendim televizyondaki benmişim meğer.Annem hep pür dikkat doktoru dinlerdi,sen beni görmenin tadını çıkarırdın.Annem sana sitem ederdi ' Sen doya doya gördün,ben birşey anlamadım' diye.
Ben büyüdüm tabi.Annemle her ayıma bir benzetme yapardınız.Bezelye-nohut-çilek-portakal...Size ben burdayım diye tepki verdiğim zamanlarda kulağını hep yanıma getirirdin.Bende inadına kımıldamazdım,korkardım çünkü.Annemin sesi gibi değildi sesin.Sonraları alıştım tabi,üzülme canım babam.
Sizinle tanışmak için acele ettim kabul ediyorum.Sen pazar günü gitmiştin , ben salı günü gelmek istedim.Annem Emre amcamla dışarı çıkacaktı ki işaret verdim önce.Gece hastaneye gitti annem sonra.Doktoru sana haber vermesini söyledi.Çünkü annem doğumumda onun yanında olmanı çok istiyordu.İstediği oldu da şükür.Sen doğumumda annemin yanı başında elinde fotoğraf makinen şipşak yapıyordun.Beni annemle beraber ilk sen gördün.Hemen benim fotoğraflarımı çektin.
Bir ara doktor teyzeler size benim hakkımda birşeyler söyledi.Sen bayıldın o ara , annemde yine konuşup duruyordu.Sen anlamıştın ama annem yorgundu babam.Anlamadı bendeki kusuru...
Derken sen annemle beni bırakıp para kazanmaya gittin.Annem hep söyler benim geldiğim günler üzücü geçmiş onun için.Benden öte senin yokluğun , yalnız mücadele etmesi yormuş onu.Kabullendikten sonra kusurumu daha tutunmuşsunuz birbirinize.Benim için yeniden biz olmuşsunuz.Ben hissettim bütün bunları biliyor musun baba?Annem her üzüldüğünde üzüldüm , her sevindiğinde ben de sevindim.
Bu arada ben sürekli doktorlara gidiyorum annemle ve bazen seninle.Hatta birgün gidip hastanede kaldık.Ama annem ve sen tedirginsiniz.Meğer benim kusurumun sona ereceği günmüş.Gece acıkıyorum ama bana mama vermiyorsunuz.Annem ağlıyor yine , sense bana bakıyorsun.Uyanıyorum yine yanımda tanımadığım abiler.İnceliyorum tabi onları.Bu davranışımın iki gün boyunca ısırılmama sebep oluyor.Beni hastanenin maskotu ilan etmişler.Ama baba hemşire ablalar çok güzeldi inanki!
Zamanla iyileşiyorum.Annemle bana çok iyi bakıyorsunuz.Evimize geliyoruz sonra.Siz anne baba olduğunuzu , ben yemek yediğimi yeni anlıyorum baba.Hayat şimdi başlıyor işte...
Dedim ya canım babam.Tanışalı çok kısa zaman oldu.Ama ben seni çok iyi tanırım.Taaa anneme tutunduğum zamanlarda onun yüreğinde gördüm , duydum seni.O öyle seviyordu ki kıskandım bile.Nasıl olurda bir insan birini bu kadar düşünür , anlamıyordum başlarda.Herşeyde hep senin mutluluğnu düşünürdü annem.Hep derdi gözünün içine bakıyorum diye.Şimdi bana yaptıkları gibi sanırım.
Canım Babam ;
Annemle çok zor günleriniz olmuş.Annem sırf seninle olabilmek için çok uzak ve soğuk köylerde,dağ başlarında,susuz,yolsuz,arkadaşsız,yokluk içinde çalışmış.Sırf seninle ömrünü paylaşabilmek için.Ama şikayet etmemiş hiç.Hemen uyum sağlamış,seni üzmemek için.Annem seni çok sevmiş baba.Gençliğinde yoktan anlamazken,yokluğu yaşayacak kadar çok sevmiş.Ama bunlara rağmen sen bazen mutsuzluğu yaşarmışsın.Başka sıkıntıların varmış üzerinden atamadığın.Annem yeter artık dese de senin ömrünün yarısıymış.Bırakamazmışsın.Sonraları annemde alışmış.Annemde büyümüş baba.Siz büyümüşsünüz.
Canım babam;
Sen farklısın bilirim diğer babalardan.Sen hep bizi düşünürsün.Bize alırsın , bize yaparsın.Annemle aynısınız işte.İkinizde birbirinize ve bana çok düşkünsünüz.Bazen üzülüyorum sizi hiç yalnız bırakamıyorum , benim yüzümden hiç dinlenemiyorsunuz diye ama ne yapalım ben böyleyim işte :)
Ben geldiğimden beri anneme hep yardımcı oldun.Meğer önceden de böyleymişsin.Babam bana öyle emeğin geçti ki.Altımı değiştirdin , mama yedirdin , oyun oynattın , eğlendirdin , gezdirdin.Hani annem diyor ya bezen 'kelimelere sığmaz 'diye.Sen sığmıyorsun babam kelimelere.Daha doğrusu şükrediyorum şimdi sizin gibi ailem olduğu için.
Canım babam ;
Bilirim gönlünden geçenleri , bizim için neler istediğini.Biliyormusun annem bugün çok üzgün.Çünkü bugün senin doğum günün.Yoo yoo!Doğduğun için değil babam,sana layık birşeyler yapamadığı için.Sen ona hep hediyeler alıp , resimler yapıp , süprizler hazırlıyormuşsun.Ama o yapamamış baba.Yaşadığımız yerde sorunlar varmış.Annem becerememiş işte.Bende onun için yazdım bu mektubu.Sakın seni önemsemediiğimizi düşünme babam.Bunun için annem seni hep gittiğimiz denizli yere götürdü.Yemek yedik , gezdik ,eğlendik eve geldik.Amaç ne kadar doğumgünü de olsa , akşama kadar beni düşündünüz.Benim için alışveriş yaptınız.
Canım babam ;
İyiki doğdun , iyiki benim babam oldun.Seni öyle seviyorumki.İlk anne dedim ama sonra baktım baba diyip duruyorum.Sende benim hep gönlümde , dilimdesin.Babalara 'BABA' diyince anlamaya başlarlarmış sorumluluğu.Oysa sen zaten sırtlamıştın sırtına tüm sorumlulukları.İşte böyle canım babam.Yeni tanıştık ama inşallah daha çok yolumuz var.Bu yolda seni üzmemek , sizle layık olmak gayemdir.Yeni yaşında 'BİZ'dolu,sağlıkla olsun babam.Allah seni başımızdan eksik etmesin.Seni çok seviyorum.
Not : Annem yeni yaşında sigarayı bırakmanı istiyor.Birde bana kardeş istiyor baba:)
Geçenlerde seni anneme sitem ederken duydum.Bloğunda senden hiç bahstememiş.Baktımki annem işten güçten fırsat bulamıyor,ben anlatayım dedim seni bu sefer...
Ben büyüdüm tabi.Annemle her ayıma bir benzetme yapardınız.Bezelye-nohut-çilek-portakal...Size ben burdayım diye tepki verdiğim zamanlarda kulağını hep yanıma getirirdin.Bende inadına kımıldamazdım,korkardım çünkü.Annemin sesi gibi değildi sesin.Sonraları alıştım tabi,üzülme canım babam.
Sizinle tanışmak için acele ettim kabul ediyorum.Sen pazar günü gitmiştin , ben salı günü gelmek istedim.Annem Emre amcamla dışarı çıkacaktı ki işaret verdim önce.Gece hastaneye gitti annem sonra.Doktoru sana haber vermesini söyledi.Çünkü annem doğumumda onun yanında olmanı çok istiyordu.İstediği oldu da şükür.Sen doğumumda annemin yanı başında elinde fotoğraf makinen şipşak yapıyordun.Beni annemle beraber ilk sen gördün.Hemen benim fotoğraflarımı çektin.
Bir ara doktor teyzeler size benim hakkımda birşeyler söyledi.Sen bayıldın o ara , annemde yine konuşup duruyordu.Sen anlamıştın ama annem yorgundu babam.Anlamadı bendeki kusuru...
Bu arada ben sürekli doktorlara gidiyorum annemle ve bazen seninle.Hatta birgün gidip hastanede kaldık.Ama annem ve sen tedirginsiniz.Meğer benim kusurumun sona ereceği günmüş.Gece acıkıyorum ama bana mama vermiyorsunuz.Annem ağlıyor yine , sense bana bakıyorsun.Uyanıyorum yine yanımda tanımadığım abiler.İnceliyorum tabi onları.Bu davranışımın iki gün boyunca ısırılmama sebep oluyor.Beni hastanenin maskotu ilan etmişler.Ama baba hemşire ablalar çok güzeldi inanki!
Zamanla iyileşiyorum.Annemle bana çok iyi bakıyorsunuz.Evimize geliyoruz sonra.Siz anne baba olduğunuzu , ben yemek yediğimi yeni anlıyorum baba.Hayat şimdi başlıyor işte...
Dedim ya canım babam.Tanışalı çok kısa zaman oldu.Ama ben seni çok iyi tanırım.Taaa anneme tutunduğum zamanlarda onun yüreğinde gördüm , duydum seni.O öyle seviyordu ki kıskandım bile.Nasıl olurda bir insan birini bu kadar düşünür , anlamıyordum başlarda.Herşeyde hep senin mutluluğnu düşünürdü annem.Hep derdi gözünün içine bakıyorum diye.Şimdi bana yaptıkları gibi sanırım.
Canım Babam ;
Annemle çok zor günleriniz olmuş.Annem sırf seninle olabilmek için çok uzak ve soğuk köylerde,dağ başlarında,susuz,yolsuz,arkadaşsız,yokluk içinde çalışmış.Sırf seninle ömrünü paylaşabilmek için.Ama şikayet etmemiş hiç.Hemen uyum sağlamış,seni üzmemek için.Annem seni çok sevmiş baba.Gençliğinde yoktan anlamazken,yokluğu yaşayacak kadar çok sevmiş.Ama bunlara rağmen sen bazen mutsuzluğu yaşarmışsın.Başka sıkıntıların varmış üzerinden atamadığın.Annem yeter artık dese de senin ömrünün yarısıymış.Bırakamazmışsın.Sonraları annemde alışmış.Annemde büyümüş baba.Siz büyümüşsünüz.
Sen farklısın bilirim diğer babalardan.Sen hep bizi düşünürsün.Bize alırsın , bize yaparsın.Annemle aynısınız işte.İkinizde birbirinize ve bana çok düşkünsünüz.Bazen üzülüyorum sizi hiç yalnız bırakamıyorum , benim yüzümden hiç dinlenemiyorsunuz diye ama ne yapalım ben böyleyim işte :)
Ben geldiğimden beri anneme hep yardımcı oldun.Meğer önceden de böyleymişsin.Babam bana öyle emeğin geçti ki.Altımı değiştirdin , mama yedirdin , oyun oynattın , eğlendirdin , gezdirdin.Hani annem diyor ya bezen 'kelimelere sığmaz 'diye.Sen sığmıyorsun babam kelimelere.Daha doğrusu şükrediyorum şimdi sizin gibi ailem olduğu için.
Bilirim gönlünden geçenleri , bizim için neler istediğini.Biliyormusun annem bugün çok üzgün.Çünkü bugün senin doğum günün.Yoo yoo!Doğduğun için değil babam,sana layık birşeyler yapamadığı için.Sen ona hep hediyeler alıp , resimler yapıp , süprizler hazırlıyormuşsun.Ama o yapamamış baba.Yaşadığımız yerde sorunlar varmış.Annem becerememiş işte.Bende onun için yazdım bu mektubu.Sakın seni önemsemediiğimizi düşünme babam.Bunun için annem seni hep gittiğimiz denizli yere götürdü.Yemek yedik , gezdik ,eğlendik eve geldik.Amaç ne kadar doğumgünü de olsa , akşama kadar beni düşündünüz.Benim için alışveriş yaptınız.
İyiki doğdun , iyiki benim babam oldun.Seni öyle seviyorumki.İlk anne dedim ama sonra baktım baba diyip duruyorum.Sende benim hep gönlümde , dilimdesin.Babalara 'BABA' diyince anlamaya başlarlarmış sorumluluğu.Oysa sen zaten sırtlamıştın sırtına tüm sorumlulukları.İşte böyle canım babam.Yeni tanıştık ama inşallah daha çok yolumuz var.Bu yolda seni üzmemek , sizle layık olmak gayemdir.Yeni yaşında 'BİZ'dolu,sağlıkla olsun babam.Allah seni başımızdan eksik etmesin.Seni çok seviyorum.
Not : Annem yeni yaşında sigarayı bırakmanı istiyor.Birde bana kardeş istiyor baba:)
28 Nis 2012
Okul Sütü
Artık ne yapacağımızı şaşırdık.Herşeyde öğrenci,öğrenci-veli.Dönüp öğretmen memnuniyetine kimse bakmaz ama müşteri her zaman velinimettir.
Neyse pazartesi yani 30 Nisanda yeni bir uygulamayla 1den 8e tüm öğrencilere süt dağıtacağız.İçtiklerini kontrol edip,kutularını toplayıp tekrar geri dönüşüme göndereceğiz.Çünkü öğretmen az çalışıyor birde beslenme işine burnunu soksun.
Şimdi benim kafamı kurcalayan bazı sorular var:
-Neden çocukların hangi sütü ne zaman içeceğine biz karar veriyoruz?
-Uzmanlar bangır bangır UHT sütlerin zararından bahsederken neden UHT süt?
-Bunu da biz düşünürsek bu çocukların ailesi neden var?
-Ücretsiz olduğunu duyan veli bu sütten muhallebi yapabilir mi?
Hemen form dağıttık çocuklara.Veliler dolduracak.'Çocuğunuz süt içsin mi,içmesin mi?Alerjisi var mı,yok mu?Ben gelecek cevapları az çak biliyorum.Alerjisi olsa bile:
-Hoca sen yaz yinede ,evde kardeşi var içiverir,ziyan olmasın!
Bu kadar da değil ama bazen içimde kalması daha iyi oluyor sanırım.Ben ki bedava kitap dağıtılmasına bile karşıyım.Öğrenci velileri öyle bir haldeki:
-Baba kalemim yok.
-Git öğretmenin alsın!
Gerçekten böyle.Ben harcadıklarımdan değil insanların tembelleştirildiğinden yanıyorum anlayana.Çocuğunun ne yiyip,ne içeceğini ebeveynler düşünsün artık.Sonra ortalık çocuk katili anne-babalarla doluyor.İnsanlara sorumluluk vermek yerine biz sorumluluklarını alıyoruz.
Satırlarıma burada son verirkene,yurdumun kasaba ve köylerinde yaşayan halkın hepsinin ineği olduğunu,büyükşehirlerde yaşayanlarında parası olduğunu hatırlatır,bu işin gereksiz olduğunu dile getirmeyi bir borç bilirim.
Neyse pazartesi yani 30 Nisanda yeni bir uygulamayla 1den 8e tüm öğrencilere süt dağıtacağız.İçtiklerini kontrol edip,kutularını toplayıp tekrar geri dönüşüme göndereceğiz.Çünkü öğretmen az çalışıyor birde beslenme işine burnunu soksun.
Şimdi benim kafamı kurcalayan bazı sorular var:
-Neden çocukların hangi sütü ne zaman içeceğine biz karar veriyoruz?
-Uzmanlar bangır bangır UHT sütlerin zararından bahsederken neden UHT süt?
-Bunu da biz düşünürsek bu çocukların ailesi neden var?
-Ücretsiz olduğunu duyan veli bu sütten muhallebi yapabilir mi?
Hemen form dağıttık çocuklara.Veliler dolduracak.'Çocuğunuz süt içsin mi,içmesin mi?Alerjisi var mı,yok mu?Ben gelecek cevapları az çak biliyorum.Alerjisi olsa bile:
-Hoca sen yaz yinede ,evde kardeşi var içiverir,ziyan olmasın!
Bu kadar da değil ama bazen içimde kalması daha iyi oluyor sanırım.Ben ki bedava kitap dağıtılmasına bile karşıyım.Öğrenci velileri öyle bir haldeki:
-Baba kalemim yok.
-Git öğretmenin alsın!
Gerçekten böyle.Ben harcadıklarımdan değil insanların tembelleştirildiğinden yanıyorum anlayana.Çocuğunun ne yiyip,ne içeceğini ebeveynler düşünsün artık.Sonra ortalık çocuk katili anne-babalarla doluyor.İnsanlara sorumluluk vermek yerine biz sorumluluklarını alıyoruz.
Satırlarıma burada son verirkene,yurdumun kasaba ve köylerinde yaşayan halkın hepsinin ineği olduğunu,büyükşehirlerde yaşayanlarında parası olduğunu hatırlatır,bu işin gereksiz olduğunu dile getirmeyi bir borç bilirim.
27 Nis 2012
Yine Hasta!
24 Nisan günü hava süper diye Ordu'ya gittik.Malum Karadeniz'in dengesiz havası Ordu da bir sis,bir soğuk.Üşüttük yada olmakta olan hastalığı tetikledik.İki gündür kuşumun burun akıntısı,öksürüğü,balgamı ve ilk kez çapağı var.Ben böyle birşey görmedim şimdiye kadar.Resmen çocuğun göz kapakları yapışıyor ve iltihap akıyor.
Yurdumun küçük yerinde yaşamanın verdiği doktor sıkıntısıyla S.anne ölüp ölüp diriliyor.En yakın devlet hastanesini aradığımda çocuk doktorunun istifa edip gittiğini öğreniyorum.Diğerlerine gidebilmek içinse iki öğretmenin tam gün izinli olması,dolayısıyla iki sınıfın tam gün boş olması demekki hoş karşılanmıyor.Yine öğretmen anne olup çaresizliği yaşamanın hoşnutsuzluğuyla bir gün izin koparıp oğluma ben bakıyorum.Alev Hanım yine imdadımıza yetişiyor.Ben en çok çapaktan tedirginim diyorum:
- Eğer gözde kızarıklık ve şişlik yoksa,3 saatte bir,temiz pamuk ve kaynamış ılıtılmış suyla pansuman yapmamı
-Eğer saydığı belirtiler varsa adnı verdiği damlayı kullanmamı
-Bu aralar bu durumun yaygın olduğunu ve endişe etmemem gerektiğini söylüyor.
Bugün ikinci gün ve çapak durumu daha iyi.Pansuman yaparken ağlıyor ama yaptırmıyor.Her defasında iyiki damak ameliyatını erken yaptırmışız diyorum.
Yine keyfi yerinde maşallah.Çok dayanıklı benim oğlum..
Reçete: Eğer Bora nezle ise ıhlamuruna elma kabuğu ekliyorum.Ancak ıhlamur çay gibi demlenecek.Öncesu kaynayacak,sonra ıhlamur eklenecek.
Eğer öksürük varsa ıhlamura ayva yaprağı ekliyorum.(Bitkisel ürünler de alerjen olabilir.Siz dikkatli olun)
Yurdumun küçük yerinde yaşamanın verdiği doktor sıkıntısıyla S.anne ölüp ölüp diriliyor.En yakın devlet hastanesini aradığımda çocuk doktorunun istifa edip gittiğini öğreniyorum.Diğerlerine gidebilmek içinse iki öğretmenin tam gün izinli olması,dolayısıyla iki sınıfın tam gün boş olması demekki hoş karşılanmıyor.Yine öğretmen anne olup çaresizliği yaşamanın hoşnutsuzluğuyla bir gün izin koparıp oğluma ben bakıyorum.Alev Hanım yine imdadımıza yetişiyor.Ben en çok çapaktan tedirginim diyorum:
- Eğer gözde kızarıklık ve şişlik yoksa,3 saatte bir,temiz pamuk ve kaynamış ılıtılmış suyla pansuman yapmamı
-Eğer saydığı belirtiler varsa adnı verdiği damlayı kullanmamı
-Bu aralar bu durumun yaygın olduğunu ve endişe etmemem gerektiğini söylüyor.
Bugün ikinci gün ve çapak durumu daha iyi.Pansuman yaparken ağlıyor ama yaptırmıyor.Her defasında iyiki damak ameliyatını erken yaptırmışız diyorum.
Yine keyfi yerinde maşallah.Çok dayanıklı benim oğlum..
Reçete: Eğer Bora nezle ise ıhlamuruna elma kabuğu ekliyorum.Ancak ıhlamur çay gibi demlenecek.Öncesu kaynayacak,sonra ıhlamur eklenecek.
Eğer öksürük varsa ıhlamura ayva yaprağı ekliyorum.(Bitkisel ürünler de alerjen olabilir.Siz dikkatli olun)
Bora 17 Aylık
Yazılası çok şey var ama nereden başlamalı?Herşeyi yapıyor ,yiyor,içiyor,oynuyor,anlıyor...Yapıyor işte.Ama ileride şu ayda neler yapmış diye ayrıntı yazmam gerekiyor.Kesinlikle büyüdü,gerçekten büyüdü oğlum.
*Bu ayın en öğrenileni renkler oldu.Mamiyle başladık maviye ulaştı.Sorulduğunda mavi , kırmızı , sarı ve yeşil olan herşeyi gösteriyor.Ama yıldızı mavi.
*Yalnız oyun oynamaktan hoşlanmıyorsun artık.İlla başucunda seninle oynayacağız.Oyunlarımız gol ve araba sürmece!Arabalara ilgi çok arttı bu ay.Yatarak sürüyor birde üstelik.Ağır abi yormayacak kendini.
Şunu anlatmalıyımki Bora ileride kepçe operatörü olabilir.Malum yollarda çalışma var.Her Ordu yada Fatsa turumuzda yollarda kaldığımız için kepçeleri seyrede seyrede özelliklerini öğrendi.Evde de taklidini yapıyor üstelik!
*Hayvanlara hayranlık devam ediyor.Daha bilmediğin,taklidini yapmadığın yok.İnek,kuzu,kedi,köpek,maymun,at,yılan,kurt,kuş,horoz taklidini yaptıkların.Ama nerden baksan penguenden yengece kadar hepsini biliyorsun.
*Boy ve kilonu bilmiyorum.Evde kendi yöntemlerimle (önce ben sonra seninle beraber tartılmaca ) ,11.350 kgsın.Boyunu bilmiyorum.
*Gündüz uykusu 13:30 -15:00 arası,akşamları ise 22:00-22:30 arası uyuyorsun.Biberonu bırakmamızla beraber sabaha kadar deliksi uyku uyuyorsun.Tabi bazen su içmek için uyanmalarını ve bazende hırçınlıklarını saymazsak.
*Korkuyu öğrendin artık.Zifiri karanlıklarda gezinen Bora lambayı açtırmadan çıkamaz oldu odadan.Büyüdüğünü buradan anladım bu ay.
*Olumsuzluklar da başladı tabi.Söz dinlememeler , isteğini yerine getirtmek için ağlamalar , inatlaşmalar.İtaatsizlik başladı yani.Şunu yapma Bora diyorum,yapmıyorsun.Odadan çıkıyorum izliyorum gizlice.Bir bakıyorum bora işi bitiriyor.Mesela resim yaparken hep masay çizmeyi deniyorsun.Anlatıyoruz yapma diyoruz.Ayyyy diye diye boyuyorsun masayı.Bu ay yaramazlık belirtisi,şaşırma ünlemi:Ayyyyyy...
*Şekillerin hepsini bilip gösteriyorsun artık.En sevdiğin ay.
*Yemek işini abarttın bu aralar.Ağzım boş durmasın istiyorsun.Bebekliğin acısını çıkarmak bu olsa gerek!
*Bu kadar titiz ama bu kadar da dağınık çocuk bir arada olamaz.Titizsin çünkü dışarıda düştüğünde yerden tutup kalkmıyor ellerini çırpma telaşına düşüyorsun.Dağınıksız çünkü sıra sıra arbalar,üst üste kuleler rahatsız ediyor seni.Düzenli dursun istemiyorsun.Dağınıktan vazgeçtim düzensiz diyorum.
*Kakayı haber vermeye devam ediyorsun ama öyle gıcıksınki kaka gelince dikkatini dağıtan birşey olmayacak.Yoksa tutup bekletiyorsun sonrada zor yapıyorsun.
*Çıplaklık takıntın kalmadı artık.Bir ara bacak açıp öpmeler almış başını gidiyordu.Sende giyinmek istemiyordun.Şimdi ise soyunmak rahatsız ediyor seni.
*Son iki aydır Pınar Cam Şişe su alıyoruz sana.Şişelerde süt şişesi olduktan sonra çöpe gidiyor.Su konusunda içim rahat artık.Teşekkürler Pınar:)
*Gezmeler tozmalar başladı.Ama çok akıllısın gerçekten.Hadi oğlum eve gidiyoruz diyorum hiç inatlaşmıyorsun.Dışarıda yaptıkların ise malum;patpat takip etmek,kedi kovalamak,horozla atışmak,arabaların lambalarını ellemek,eğer okulun bahçesinde çocuklar varsa onların peşinden koşturmak,ekmek yemek...
*Gerçekten çok akıllı ve dikkatlisin.Senin hakkında konuştuğumuzu anlayıp ek yapıyorsun.Sana bir kere söylememiz yeterli oluyor.Hemen öğreniyorsun.Aslında bence tüm çocuklar böyle.Merak ediyorum şu bizim öğrencilerin aileleri ne yapıyor da bu çocuklar böyle oluyor.
*Nene ve dede hayranlığına devam ediyorsun.Suzan teyzenin annesi anneanne demeyi öğretti.Şimdi tüm yaşlı kadınlar anneanne oldu.
*Söylediğin kelimeler gittikçe çoğaldı.Artık derdini zorlanmadan anlatabiliyorsun.Daha doğrusu biz anlıyoruz.
*Tv ile oynamaya başladın.Bazen açıp önünü oturuyorsun.Ama biz hala sana tv izletmiyoruz.Belki günde 15 dk.Şu Peppe çılgınlığı devam ediyor.Heryerde ,herşeyde Peppe.Neymiş efendim öğreticiymiş.Bence değil.Bence çocuk kendi kendine keşfederek öğrenmeli.Peppeymiş , hıhh!
*Kitaplara hala çok değer veriyorsun.Aferim sana hiçbirini de yırtmadın üstelik.Demek belirli bir yaşta başlayınca,çocuk kitabını korumayı da biliyor.Kızgın anlarında sana hayvanlarla ilgili bir masal anlatıyorum,hemen sakinleşiyorsun.
Şimdilik bu kadar aklımda olanlar.Gerekirse sonra yine eklerim...
*Bu ayın en öğrenileni renkler oldu.Mamiyle başladık maviye ulaştı.Sorulduğunda mavi , kırmızı , sarı ve yeşil olan herşeyi gösteriyor.Ama yıldızı mavi.
*Yalnız oyun oynamaktan hoşlanmıyorsun artık.İlla başucunda seninle oynayacağız.Oyunlarımız gol ve araba sürmece!Arabalara ilgi çok arttı bu ay.Yatarak sürüyor birde üstelik.Ağır abi yormayacak kendini.
Şunu anlatmalıyımki Bora ileride kepçe operatörü olabilir.Malum yollarda çalışma var.Her Ordu yada Fatsa turumuzda yollarda kaldığımız için kepçeleri seyrede seyrede özelliklerini öğrendi.Evde de taklidini yapıyor üstelik!
*Hayvanlara hayranlık devam ediyor.Daha bilmediğin,taklidini yapmadığın yok.İnek,kuzu,kedi,köpek,maymun,at,yılan,kurt,kuş,horoz taklidini yaptıkların.Ama nerden baksan penguenden yengece kadar hepsini biliyorsun.
*Boy ve kilonu bilmiyorum.Evde kendi yöntemlerimle (önce ben sonra seninle beraber tartılmaca ) ,11.350 kgsın.Boyunu bilmiyorum.
*Gündüz uykusu 13:30 -15:00 arası,akşamları ise 22:00-22:30 arası uyuyorsun.Biberonu bırakmamızla beraber sabaha kadar deliksi uyku uyuyorsun.Tabi bazen su içmek için uyanmalarını ve bazende hırçınlıklarını saymazsak.
*Korkuyu öğrendin artık.Zifiri karanlıklarda gezinen Bora lambayı açtırmadan çıkamaz oldu odadan.Büyüdüğünü buradan anladım bu ay.
*Olumsuzluklar da başladı tabi.Söz dinlememeler , isteğini yerine getirtmek için ağlamalar , inatlaşmalar.İtaatsizlik başladı yani.Şunu yapma Bora diyorum,yapmıyorsun.Odadan çıkıyorum izliyorum gizlice.Bir bakıyorum bora işi bitiriyor.Mesela resim yaparken hep masay çizmeyi deniyorsun.Anlatıyoruz yapma diyoruz.Ayyyy diye diye boyuyorsun masayı.Bu ay yaramazlık belirtisi,şaşırma ünlemi:Ayyyyyy...
*Şekillerin hepsini bilip gösteriyorsun artık.En sevdiğin ay.
*Yemek işini abarttın bu aralar.Ağzım boş durmasın istiyorsun.Bebekliğin acısını çıkarmak bu olsa gerek!
*Kakayı haber vermeye devam ediyorsun ama öyle gıcıksınki kaka gelince dikkatini dağıtan birşey olmayacak.Yoksa tutup bekletiyorsun sonrada zor yapıyorsun.
*Çıplaklık takıntın kalmadı artık.Bir ara bacak açıp öpmeler almış başını gidiyordu.Sende giyinmek istemiyordun.Şimdi ise soyunmak rahatsız ediyor seni.
*Son iki aydır Pınar Cam Şişe su alıyoruz sana.Şişelerde süt şişesi olduktan sonra çöpe gidiyor.Su konusunda içim rahat artık.Teşekkürler Pınar:)
*Gezmeler tozmalar başladı.Ama çok akıllısın gerçekten.Hadi oğlum eve gidiyoruz diyorum hiç inatlaşmıyorsun.Dışarıda yaptıkların ise malum;patpat takip etmek,kedi kovalamak,horozla atışmak,arabaların lambalarını ellemek,eğer okulun bahçesinde çocuklar varsa onların peşinden koşturmak,ekmek yemek...
*Gerçekten çok akıllı ve dikkatlisin.Senin hakkında konuştuğumuzu anlayıp ek yapıyorsun.Sana bir kere söylememiz yeterli oluyor.Hemen öğreniyorsun.Aslında bence tüm çocuklar böyle.Merak ediyorum şu bizim öğrencilerin aileleri ne yapıyor da bu çocuklar böyle oluyor.
*Söylediğin kelimeler gittikçe çoğaldı.Artık derdini zorlanmadan anlatabiliyorsun.Daha doğrusu biz anlıyoruz.
*Tv ile oynamaya başladın.Bazen açıp önünü oturuyorsun.Ama biz hala sana tv izletmiyoruz.Belki günde 15 dk.Şu Peppe çılgınlığı devam ediyor.Heryerde ,herşeyde Peppe.Neymiş efendim öğreticiymiş.Bence değil.Bence çocuk kendi kendine keşfederek öğrenmeli.Peppeymiş , hıhh!
*Kitaplara hala çok değer veriyorsun.Aferim sana hiçbirini de yırtmadın üstelik.Demek belirli bir yaşta başlayınca,çocuk kitabını korumayı da biliyor.Kızgın anlarında sana hayvanlarla ilgili bir masal anlatıyorum,hemen sakinleşiyorsun.
Şimdilik bu kadar aklımda olanlar.Gerekirse sonra yine eklerim...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
















