26 Ara 2015

Kendime Münhasır

  Efendim bugün  benim doğum günüm.Soğuk bir kış günü doğurmuş anacım beni.Sivas'ın o eski soğuklarında hastaneye ne zorluklarla gitmiş bilemem.Tabi o zamanlar öyle şimdiki gibi yok kapı süsü , yok lohusa pijaması,yok bebek şekeri falan yokmuş.Eline aldınmı bir çanta hooop hastane yoluna.Zaten kendisi hemşire olduğundan ve benden önce iki çocuk daha doğurduğundan tecrübelidir sanırım.

  Evet bir yuvanın en küçük çocuğuyum.Bir ablaya ve bir abiye sahibim.Çocukluğumuz Sivas'ın bir ilçesinde geçti.Kalabalıktık ama çok mutluyduk.Tüm meyveleri dalında yerdik.Sabahtan akşama kadar sokaklardaydık.Annemiz bizimle dışarı gelip başımızı beklemez hiç merak etmezdi bile.Yeme içme derdimiz yoktu.Elimize ekmek arası birşeyler alıp oyuna devam ederdik.Susayınca birinci kattaki komşudan ister , tuvaletimiz gelince yine o komşunun balkonunun altına gizlice yapardık.Hasta olmazdık üstelik , hastane doktor nedir bilmezdik.Her hastalığın annece bir çözümü vardı.Kışın okula yazın Kuran kursuna giderdik.Hiç öğrenemezdim.Altındaki Türkçeleri ezberler giderdim.Birgün hoca eve gidene kadar başınızı açmayın demişti , küsüp devam etmemiştim.Okul desen 5 sınıfta kaç öğretmen değiştirdim hatırlamıyorum.Unutmadığım kaymakamın eşi evde oturmaktan sıkılmış ve öğretmenlik yapmak istemiş.Bizim sınıfı ikiye bölmüşlerdi ve ben tabiki kaymakamın eşinin sınıfına düşmüştüm.İstemediğim için sınıfımdan çıkmadım.Müdür beni bağıra çağıra almıştı diğer sınıfa.

  Küçük yer iyiydi güvenliydi de hiyerarşisi fenaydı.Anlamazdık çocuktuk.Ama büyükler biz anlayalım diye halden hale girerlerdi.Müdürün kızı ablamla tartışınca babamı sürmüştü kendisi çook uzaklara.Babam hırsız biz hırsız çocuğu olmuştuk birden.Özür dile dedi babama affedeyim , o da ben özür dilenecek birşey yapmadım dedi ve Münir Özkul kıvamında film başladı.Babam sürgüne giderken biz lojmandan atılmış çoktan peşimizden hırsızın çocuğu diye bağıranlara göz yummak zorunda kalmıştık.Güya babam kuruma gelen bir tanker benzini zimmetine geçirmiş.Bunlar yaşanırken abim Ankara'da okumakta , ablam lise sonda ben ise ergenliğin doruğundaydım.Apar topar istifa edip Ankara'ya yerleşmeye karar vermişti bizimkiler.Tüm hayatımı arkamda bırakmıştım.Başka bir yerde nasıl yaşanır bilmiyorumki.Arkadaşlarım, çocukluğum , evim , nefesim ,herşeyim.....

  Ankarada kooperatif olan evimiz bitmemişti.Annemler soğukta kalmaya razı oldu ancak ben daha orta sondaydım.Evimizin yakınlarında okul yoktu , uzaklara gidecek ulaşım aracı da.Tek akrabamız olan teyzem ise kabul etmemişti beni.Mecburen Karabük'e başka akrabamızın yanına gittik ablamla.O dersaneye gidecekti ben okula.(Biz okuyabilmek için nelerle mücadele etmişiz de şimdiki neslin herşey elindeyken çaba göstermemesi beni öyle üzüyorki.)O sene iki kere mide kanaması geçirdim , sinirlerim yıpranmıştı.Ama ben hala çocuktum.

  En kötüsü liseye alışmak oldu.Ankara'da başladım liseye.Yine evimizin yakınlarında okul olmadığından Anıttepe Lisesine yazdırmış babam beni.Bir de servis bulmuş üstelik.Aman Allahım kısacık etekler , içilen sigaralar , öğretmenlerle münakaşalar , garip guruplaşmalar çeteler....Şok olmuştum , çok ağlamıştım.Gel görki alıştık yine mecburen.Düzene uymadık ama kendimizi korumasını bildik.Biz herşeyi ailemizi mutlu etmek için yaptık.Onları üzmemek için hep sustuk , hep mutluyu oynadık.İçimizde kopanları hissettiler mi bilmem.Ama herkes gemiyi kurtarmanın , bir arada olmanın yeterli olduğunu düşünmekteydi.O zamanlar hiç birşey psikolojiye bağlanmaz , kadere razı olunurduk.Öyle gördük.En kötü anda bile şükrettik sustuk.Hakkımızı aramayı değil razı olmayı öğrendik.Aman kızım sen alttan al , aman kimseye bulaşma , iyilik sende kalsın , sen özür dile , sen merhametli ol....Hep başkalarını mutlu etmek için kendimizi feda ettik.Kendimizi savunan sözcükleri seçerken bile kibarlığımızdan ödün vermedik.Hep anlayan , paylaşan , seven ,sayan olduk.Kimini çok sevdik , kimi bizi sevdi.Kimi pısırık dedi , kimi enayi.Oysa biz yaşarken tanımayı öğrendik.Biz kendimiz düşüp , kendimiz kalktık.Kimse öğretmedi bize kalkmayı.Biz artık bir görüşte , iki cümlede derler ya insanın ciğerini okuduk.Kırılmasın diye yüzüne söylemedik eksiklerini yada ondan üstün olduğumuzu.Övünmeyi bilmedik hep mütevazi olduk.Herşeyi hep bildik ama sustuk işte.Çünkü karşımızdakiler bizi anlamayacak kadar bencildi.

  Üniversite yıllarımı ise Kırıkkalede geçirdim.Hiç hesapta yokken açıkta kalmamak için yazmıştım öğretmenliği , o da oldu işte.Oraya çok zor alıştım ve hiç sevmedim gidip Kırıkkale'li biriyle evlendim.Herkesin bir sevgilisi , bir hayat arkadaşı olmuştu neredeyse.Okulun bitmesine doğru bir Emrah kalmıştı bir ben.Biz de birbirimize tutunduk.İki yaralı yürek.İki sevmeyi sevilmeyi bilmeyen tür.O gün tuttuk birbirimizi hiç bırakmadık.

   Evlendik , İş hayatına atıldık.Önce Sarıkamışın bir dağ köyünde yoklukla mücadele ettik.Su yok , elektirik yok , telefon yok , kazandığın parayı harcayacak yer yok , yol yok...Bir o var bir ben.Ama öyle sevdikki hiç birşeyi sıkıntı etmedik.Görmedik hatta.İyice büyüdük orda sevgimizle beraber.Üç yıl sonra geldik Ordu 'ya.İşte orda olabileceğim en güzel şeyi oldum.Anne oldum.Borakuşu girdi hayatımıza.Tam olduk , biz olduk.Bora için olan mücadelemiz benim için en yorucusuydu sanırım.Ama biz onu da aştık.Sonra dedikki sağlıktan öte varlık yokmuş hayatta.

   Şimdi ise Ereğlideyiz.Kademeli olarak büyüdü yaşadığımız yerler.Yerler mekanlar büyüdü ama insanlar küçüldü bu sefer.Kalabalıklar içinde yalnızlıklar arttı.Menfaat herşeyin önüne geçti.Tıkandı insanlığa çıkan bütün yollar.Ben dili başladı, sevgi zaten yoktu , saygı da bitti.Biz değişmedik yine biz devam ettik serüvene...

   Bu yaşıma altı şehir sığdırdım.Çok arkadaşım oldu hepsini bırakmak zorunda kaldım.Çok insan tanıdım , öğrendiğim öğrettiğim.Çocuk oldum , kardeş oldum , eş oldum , öğretmen oldum , anne oldum ,aile oldum, arkadaş oldum , gelin oldum , yenge oldum ,görümce oldum , hala oldum , yenge oldum , elti oldum ,kuzen oldum , torun oldum ve şimdi de teyze olmaya hazırlanıyorum.Her mutlluluğu yaşadım.İnsanın hayatındaki en önemli seçimini doğru yaptım.En büyük mutlulukları onunla yaşadım.O yanımda oldumu bitti herşey.Bir anda herşeyim oluverdi.Sanki ben hep yarımmışım gibi , o yokken azmışım gibi.Bir evlatla süslendi hayatımız.Biz yaşamadıklarımızı , görmediklerimizi sunmaya çalıştık ona.Hep iyi en iyi olmaya çalıştık.Sonra baktık bizi unutmuşuz hep o olmuşuz.Merkeze Borayı alıp onunla gülmüş , onunla ağlamışız.

   İşte yaş 35.Dante gibi ortasındamıyız ömrün bilemem.Bildiğim hayatın çok kısa olduğu.Bildiğim herşeyin insan için olduğu.Bildiğim iyinin iyi niyetin tükenmez sabrın mükafat olduğu.İstediğim çok birşey yok.Sadece sağlık huzur.Allah sevdiklerime sağlık , huzur ve yetecek geçim versin gerisi sizin olsun.



7 yorum:

  1. Cok güzel bir yorumlama olmuş hislerime tercüman olmuş resmen elinize sağlık

    YanıtlaSil
  2. çok teşekkürler keyifli anne

    YanıtlaSil
  3. Sizinle iletişime geçeceğim bir mail adresiniz var.mi ? Sizden destek istiyoruz bilgilerinizi tecrubelerinizi paylasmanizi inanın su an çok ihtiyacımız var

    YanıtlaSil
  4. Sizinle iletişime geçeceğim bir mail adresiniz var.mi ? Sizden destek istiyoruz bilgilerinizi tecrubelerinizi paylasmanizi inanın su an çok ihtiyacımız var

    YanıtlaSil
  5. Sizinle iletişime geçeceğim bir mail adresiniz var.mi ? Sizden destek istiyoruz bilgilerinizi tecrubelerinizi paylasmanizi inanın su an çok ihtiyacımız var

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. borakusu@gmail.com dan yazabilirsiniz

      Sil
  6. Merhaba;
    Bizim de ikizlerimiz olmuştu 2 sene önce, bir kız bir oğlan. Oğlumuzun yarık damak dudağı vardı. Araştırma yaparken Bora ile karşılaştık. Figen Hoca'nın ismini ilk sizin sayfanızdan öğrendim sağolun. Bu sayede bizi de Figen hoca ile buluşturdunuz. Çok şükür şimdi Erdem'imiz iyi. 2 ameliyat geçirdi malum.
    Şu andaki son Bora'nın durumunu merak ettim, 2016 da bir şey yazmamışsınız. Son durumu nedir acaba, İnşallah iyidir ?

    YanıtlaSil